Author: cuneyne

  • Pekmez Ruhum

    Gece şarkısıyımÇöl gülüne benzeyenBir aşk tutkusuna bürünen o busedeBarit taşım boynumda yok olasın kederimAh ahTutsak şehirlerinden silinen ayak izlerimSuskun sokak lambalarına çarpan kelebek yüreğimAteş böceği çığlığındarüyalarımda kaynattığım pekmez ruhum..Kim bilir nerede düştü o güle benzer izimBakışlarını gümüş tele düşürenGünde yanan dilde üşüyen dalKim bilir belkiSevdadan bir çiçek ekerimGeceye düşerim yine geceye..

  • buluta sarılı izler

    Farkında mısın?Geceler daha bir uzuyor şimdi aydınlığımı alıp,Düne döndüm de geçendeIlkım-salkım anıların aralığındanO günlere şöyle eğilip baktım bir;Senin izlerini gördüm yine.İlkin, aşkımın nefesi sıvalı o ay yüzündeBayrak gibi nasıl dalgalandığını gördümKara üzüm rengi saçlarının,Belliydi gözlerinin uzak bir zamanın kuytusunda büyüdüğü,Yüreğin ki özlemin kamçıladığıBir sevdayı dokumuştu sabrın kiliminde,Kiraz bahçeleri gibi çiçekliydin,Beni soruyordu dudakların uçan mevsimlere.Seni böyle…

  • Yaşamdan Ufak Tefek Şeyler

    1.Şurdan burdan da olsa sevindirici şeylerArıların kraliçe arıyı öldürmeleriniDenizlerin tuza isyan etmeleriniMusa’nın çalınan asasının bulunmasınıCleopatra’nın bir gecelik yatağını( Lütfen üvey kardeşinin haberi olmasınPramitlerdeki mumyalı Fıravunlar uyanırsaBütün fiyakamız berbat olur aman ha)Ölünceye dek hep otuz üç yaşı yaşamakGök altında insancıklara ne ulu bir kıyakİşte böyle ufak tefek şeyler düşümdekiler2.Eskiden başımı yastığa kor-koymaz uyurdumŞimdilerde çekişip duruyorum kanatsız…

  • Birden Büyüyen Çocuk

    Kuşlar gelmeyince ağaçlar da kurudubir daha konuşmadı bunu anlayan çocuk. Esmerdi sokak, boşluktu insanların gözlerihepsi bir yalnızlık, gülüşleri iğretiyalanları sarışın, merhabaları kurnaz. Bunu anlamıştı çekip giden kedisianladı çocukanladı oyuncakların kendisiyle oynadığını. Hep solgundu annesi, düşündü çocukdüşündü yırtılan gökyüzünü. Hiç eksilmezdi babanın ter kokusugürültüler getirirdi evedemir akşamlar, çelik sesleri. Bir gün söylemişti ona fısıldayarak:-Fabrikada işçiler oyuncakmış…

  • |

    Merhaba 1

    Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi geçtiğimiz yılın temmuz ayında ilk merhaba ile okuyucularıyla buluşmuştu. Geçen süre içinde sekiz sayı çıkarmış ve elimizden geldiğince doğru olanı yapmaya çalışmıştık.Dokuzuncu sayıya hazırlandığımız süreçte dergimizin ismiyle ilgili bir problemle karşılaştık, hiç beklemediğimiz bir problemdi bu; kültür, sanat, edebiyat için bir şeyler üretmeye çalışırken ve bu çabamızdan dolayı bırakın…

  • AŞIK HÜDAİ’NİN YÜREK SIZLATAN UMUT TELLERİ/ Muharrem Demir

    Bizim türkülerimizde umudun sesi bazen acı acı yaralı bir kuş gibi titrer, bazen de bir aslan gibi yüce dağ başından kükrer. Ama yine de bizim türkülerimizde umut, çoğu zaman yüksek perdeden gelen bir sevinç değildir. O, gösterişli bir coşkudan ziyade içten içe yanan bir kor gibidir.Bazen bir iç çekiştir; göğsün tam ortasında ağırlaşan ince bir…

  • TEL CAMBAZININ TEL ÜSTÜNDEKİ SESLENİŞİ, Canan Sanlı

    Bir şairin şiir anlayışı ve şiiri hakkında değerlendirme yapılacaksa kuşkusuz şairin kendisiyle ilgili kaynaklara başvurmanın gerektiği kaçınılmazdır. Turgut Uyar, şair kimliğinin yanı sıra son derece üretken eleştirmen kimliği ile edebiyatın dolaşım alanında yer almaktadır. 1950’den başlayarak 1980’li yıllara kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazılar kaleme alan Turgut Uyar’ın eleştirmen kimliği bireysel, toplumsal konulu, temalı şiirlerine…

  • CEMRE

    senin olsun çirkin dilinbize yeter bozkırın desenisöğüt yaprağı sözcüklermektup yazdığımız eller serçe yuvası çatıların arasıhiç kimse bilmeden yaşıyorkağıt üstünde kalan hayatınıherkes ağırlığını sürüyor öne seni beklerim bütün günşuradan geleceksin diyeancak yapraklara geçerbenim nazım rüzgarımhiçbir gün kara çalmadımkomşuların uzayan dalına kabuk sularına yazılıradımızın baş harflerikimse tahmin edemezancak benzetirlergüle çiçeğe dudakların can suyugözlerin çamlığın pınarıtoprağın diline düştümher…

  • DAM BAŞINDA SARI ÇİÇEK

    Dünya biraz eksilmişti sanki; sen geçince kaldırım taşları yerini buldu.Aynı masaya oturduk bir gün, çayın buharında yüzünün kıvrımları ısındı; içime sindi o an.Masalardan birine yasladığın o sessiz gülüş, şehirde kimsenin duymadığı bir rüzgâr açtı içimde. Bir defter sayfası çevirdim sonra; sesin ince bir çizgi bıraktı arkasında.Aslında seni kimse görmedi o akşam, ama bütün sokak lambaları…

  • RANDEVU

    barışmak için kendi kendimlerandevu aldım bugüne gecikmeli de olsa geldikarşıma geçipsöylendikçe söylendi sözü ağzından alıpçok yükleniyorsun dedim banaböyle giderse tadımız kaçardüşersek deberaber düşeriz ha! dinlemedi bile beniaynı vurdumduymaz hallerumurunda olsaydım eğerboş yere gevezelik edipgerçeği benden gizler miydi? Oya Gündüz AKSU