Anlat Bileyim
suskun ve doğurgan aşk ayetleri
nasıl bölündüyse ay dilimi gibi
öyle bölündü, öyle döküldü benliğim
vurgun yiyen zamanın evecen rahmine
söylenecek ne varsa bilinmeyenden yana
bir ömür bıraktım yaşamın zarif ellerine
ılgın ılgın akan toprağın kısrak suyu
ne rüzgârın hüznüne kanar
ne de yağmurun damıtık nefesine
sustu küle dönen dağın hüzünlü figanı
dilin tornasında geçen zaman gibi
buram buram cennet kokan bahtım
minnet eylemez nemini azat eyleyen tene
çocukluğum kendine hasret kendine aykırı
öyle kal sonsuzluğun kırıldığı yerde
bırakıp gitse de eylül edalı deli sevecenlik
bir çiçek nasıl solarsa öyle bil kendini
uçurumun acıyla imtihanıydı bedenin ısı kaybı
ah izinsiz gezen ikiyüzlü hüzün
serseri günler ifadesini suya verdiği
kaygının kuralsız yol aldığı bir dünyada
Tanrım öğüdünle boğma beni
amansız yağdırdığın ölüm mü? / yaşamı mı?
anlat, anlat! Tanrım. Bileyim tutuştuğum an’ları
- sayıdan