Anlat Bileyim

suskun ve doğurgan aşk ayetleri
nasıl bölündüyse ay dilimi gibi
öyle bölündü, öyle döküldü benliğim
vurgun yiyen zamanın evecen rahmine
söylenecek ne varsa bilinmeyenden yana
bir ömür bıraktım yaşamın zarif ellerine

ılgın ılgın akan toprağın kısrak suyu
ne rüzgârın hüznüne kanar
ne de yağmurun damıtık nefesine
sustu küle dönen dağın hüzünlü figanı
dilin tornasında geçen zaman gibi
buram buram cennet kokan bahtım
minnet eylemez nemini azat eyleyen tene

çocukluğum kendine hasret kendine aykırı
öyle kal sonsuzluğun kırıldığı yerde
bırakıp gitse de eylül edalı deli sevecenlik
bir çiçek nasıl solarsa öyle bil kendini

uçurumun acıyla imtihanıydı bedenin ısı kaybı
ah izinsiz gezen ikiyüzlü hüzün
serseri günler ifadesini suya verdiği
kaygının kuralsız yol aldığı bir dünyada
Tanrım öğüdünle boğma beni
amansız yağdırdığın ölüm mü? / yaşamı mı?
anlat, anlat! Tanrım. Bileyim tutuştuğum an’ları

  1. sayıdan

Similar Posts

  • 15 Hazi(n)ran

    Sana x geçip gid(em)iyor günler. Her sabah sesinle uyanırken üstelik. Ve yan yanarken dahi sana yeniden kavuşabilmeyi hayal ederek. Her gün ortasında senden ayrı düşerek bekliyorum seni. Hiç beklenmeyerek ve gerçekleşmeyecek bir günü tek başıma özleyerek…. Umutsuz şeyler yazmayı sevmiyorum aslında. Ne karamsar ne kötümser ne de felaket habercisiyim. En çok istediğimdi, tarihime kendime dair…

  • anne kedi

    Hastane odasındaki elli iki ekran televizyonda gözlerini sonuna kadar açıp televizyona baksa bile hiçbir şey göremiyordu. Görüntüler ve sesler bulanık bir şekilde değişiyordu. Onunsa aklında tutamadığı sözler vardı, gerçekleştiremediği hayaller… Sürekli yaptıklarının ve yapamadıklarının muhasebesini yapıyordu yorgun zihninde. Neden kendi hayatında söz sahibi değildi sanki? İçine çekildiği yoklukta, sahiplenemediği kimsesizlikte neden istediklerini rahatlıkla yapamıyordu? Bu…

  • Birden Büyüyen Çocuk

    Kuşlar gelmeyince ağaçlar da kurudubir daha konuşmadı bunu anlayan çocuk. Esmerdi sokak, boşluktu insanların gözlerihepsi bir yalnızlık, gülüşleri iğretiyalanları sarışın, merhabaları kurnaz. Bunu anlamıştı çekip giden kedisianladı çocukanladı oyuncakların kendisiyle oynadığını. Hep solgundu annesi, düşündü çocukdüşündü yırtılan gökyüzünü. Hiç eksilmezdi babanın ter kokusugürültüler getirirdi evedemir akşamlar, çelik sesleri. Bir gün söylemişti ona fısıldayarak:-Fabrikada işçiler oyuncakmış…

  • Sen ve Son

    Sen gittiğinden beriMevsimsiz sabaha uyanmanın boşluğunu taşıyor bulutlarÖyle yitik öyle hüzünBağrıma taş bastığım feryatlarBin ahla yığılıyor yüreğimin mahzenineGözümden akan yaşlarla ayrılığın elemini taşıyorum yanık göğsümdeBenim olmayan bir gülümsemeyle umuda tutunuyorumBir cam kırığı var yüreğimdeYaşamak bir can sıkıntısı oldu bendeÖlüm sessizliği oturmuş şakaklarımaÖyle sessiz öyle amansızDalların hışırtısından duyamamışım gidişiniHeyula sarmış çehremiAmansız bir ürperti kaplıyor bedenimiHıçkırıklara boğulan…

  • Yol

    Vakit dar,Yollar ise yine o bildiğin çamurlu ve bozuk,Yollar keşmekeş, yollar viran,Uzaktan bakarsan ay gibi ışıldak,Yakına gelince şayet yamalı bir heybe,O yollar yok mu?Üzerine milyonlarca ayağın bastığı,Arabaların, bisikletlerin, yığınla taşıtın bir o yana bir bu yana gezdirip durduğu,Dar vakitle mücadele ettiğin yol,Bazen nefret ettiğin, bazen taze ekmek kokusu kadar sevdiğin,Bir yere gittiğine inandığın ama hep…

  • bildiğim şeyler

    Bu bakışı biliyorumGülüşün dansa kaldırıyor en huysuz kısraklarıDurmuyor- durulmuyor var bir nehirHa bire akıyor yüreğinden sunak taşlarınaBir yağmurun kefaretini çağırıyor gibidir sesinÖl diyorsun öl- ben yıkarım nasılsa yüreğindeki zahmeti Bu sesi biliyorumSevdan toprağı kaldırıyor bin yıllık ölümlerdenGökyüzünde var bir parçalanma bir serbest düşüşBir hengâme koptu kopacak tekinsiz atlaslardaSev diyorsun sev- ben sağaltırım nasılsa yüreğindeki kara…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir