Sen ve Son
Sen gittiğinden beri
Mevsimsiz sabaha uyanmanın boşluğunu taşıyor bulutlar
Öyle yitik öyle hüzün
Bağrıma taş bastığım feryatlar
Bin ahla yığılıyor yüreğimin mahzenine
Gözümden akan yaşlarla ayrılığın elemini taşıyorum yanık göğsümde
Benim olmayan bir gülümsemeyle umuda tutunuyorum
Bir cam kırığı var yüreğimde
Yaşamak bir can sıkıntısı oldu bende
Ölüm sessizliği oturmuş şakaklarıma
Öyle sessiz öyle amansız
Dalların hışırtısından duyamamışım gidişini
Heyula sarmış çehremi
Amansız bir ürperti kaplıyor bedenimi
Hıçkırıklara boğulan cılız sesimle
Yalnızlığı mırıldanıyorum boş sokaklara
Tutulmamış sözlere kanmak
Uçurumun kenarından atlamak gibi
O süslü boyanmış hayallere aldanış
Yıkık bir enkazın altında can çekişir gibi
Ahhh! Meğer yaşanılan onca güzel yalanmış
Koca İhaneti taşımışım kambur yüreğimde
İçimde ki çocuğun ölümünün vahları yükseliyor şimdi kapısı kırık evlerden
Beni bana bırakmalarla bir başıma kalmışım
Vah benim akıldan çıkmış başım
Yanlışlara yol almış akılsız başım
İçimde bastırdığım yaşanmışlıkları
Sen diye geçen tüm kırıklıkları
Ve bin ahımın hakları
Vasiyetimdir toprağa kalsın
- sayıdan