ateşin böcekleri

uyku gözlerimde ısrarlı konuk
kapalıyım konuşan kendime
içim çekiliyor, kin tutabilir beni
seherle kucaklaştığım saatler nerede

derinleşiyorum durmak bilmeden
gecenin zorba mahkumluğunda
ama bir o kadar da mahzun yanında
dinginliği ise aranılan sığınak

raks edip, benden şarkılar söyleyen
ateş çemberindeki ateşin böcekleri
gözlerimle gök arasında
uyanık halimin büyülü kârı

ânı solurken
gece güzel bir mey oluyor
bir ışık serpiliyor
kendimi aradığım suların üzerine
yok iken
dönüşümle pencereni aç

4. sayıdan

Similar Posts

  • Pekmez Ruhum

    Gece şarkısıyımÇöl gülüne benzeyenBir aşk tutkusuna bürünen o busedeBarit taşım boynumda yok olasın kederimAh ahTutsak şehirlerinden silinen ayak izlerimSuskun sokak lambalarına çarpan kelebek yüreğimAteş böceği çığlığındarüyalarımda kaynattığım pekmez ruhum..Kim bilir nerede düştü o güle benzer izimBakışlarını gümüş tele düşürenGünde yanan dilde üşüyen dalKim bilir belkiSevdadan bir çiçek ekerimGeceye düşerim yine geceye..

  • Yol

    Vakit dar,Yollar ise yine o bildiğin çamurlu ve bozuk,Yollar keşmekeş, yollar viran,Uzaktan bakarsan ay gibi ışıldak,Yakına gelince şayet yamalı bir heybe,O yollar yok mu?Üzerine milyonlarca ayağın bastığı,Arabaların, bisikletlerin, yığınla taşıtın bir o yana bir bu yana gezdirip durduğu,Dar vakitle mücadele ettiğin yol,Bazen nefret ettiğin, bazen taze ekmek kokusu kadar sevdiğin,Bir yere gittiğine inandığın ama hep…

  • Türk Şiirinde Eril Gözle Kadın Algısı (2)

    İkinci Yeni şiirinin önemli kurucularından Cemal Süreyya (1931, Erzincan – 9 Ocak 1990, İstanbul)’da kadın ve erotizm, onun şiirinin odak imgesi konumundadır. Kadın ve onun beden algısı ile birlikte cinsellik ve sevişme bir tutku haline gelir onun şiirinde. Kadın bedenine ait unsurlar, alışmamış bağdaştırmalarla yakın veya uzak çeşitli çağrışımları yüklenerek birer erotik imge değeri kazanır….

  • tren mi hızlıyoksa bırakıp giden mi?

    “Abla, kusuruma bakma ama neden ağlıyorsun?”“…”“Abla iyi misin?”“….”“Abla”“Pardon anlamadım. Bir şey mi dediniz?”“Ha abla kulaklık mı vardı kulağında. Niye ağlıyorsun diye soruyordum ben de.”“…”“Canını sıkma abla. Bu hayatta hiçbir şey için ağlamaya değmez.”“Önemli bir şey yok. Teşekkür ederim. Size iyi yolculuklar…”“Haaa ablam hele önemli bir şey değilse hiç değmez ağlamaya. Sıkma canını. Ne gerek var,…

  • çıtayı daha yükseğe çıkarmak (2)

    6-Kitaptaki her bir hikâye kendi içinde farklı protipler ve dokunuşlar barındırıyor. İkinci hikâyemiz, “Bir Eylül Cemresinin Hazin Sonu”nda hayattan sıyrılmayı, bir an için kendi dünyasında sırladığı hayâlleri, yetenekleri yaşama geçirmek isteyen bir insanın çırpınışlarına şahitlik ediyoruz. Özellikle bu hikâyeyi kurgularken neler düşündünüz?Her insanın yolu en az birkaç kere budanmış ümitlerden, yanlış zamanda düşen cemrelerden mutlaka…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir