ateşin böcekleri

uyku gözlerimde ısrarlı konuk
kapalıyım konuşan kendime
içim çekiliyor, kin tutabilir beni
seherle kucaklaştığım saatler nerede

derinleşiyorum durmak bilmeden
gecenin zorba mahkumluğunda
ama bir o kadar da mahzun yanında
dinginliği ise aranılan sığınak

raks edip, benden şarkılar söyleyen
ateş çemberindeki ateşin böcekleri
gözlerimle gök arasında
uyanık halimin büyülü kârı

ânı solurken
gece güzel bir mey oluyor
bir ışık serpiliyor
kendimi aradığım suların üzerine
yok iken
dönüşümle pencereni aç

4. sayıdan

Similar Posts

  • SUYA ATILAN RENKLER İRAN EDEBİYATINDA BİR SES:AYGÜN EROĞLU

    “Gökyüzüne dönmeliGözleri mavi bir şiir aramalıSonra tüm bahçelerin kapısını açık bırakmalıÖzgür olmak ne zor karanlıkta?”Kendi kendime sorular soruyorum. Güzel olan, içimde uyanan bir hatıranın resmi gibi geliyor. Hafıza böyle bir şey diyorum. Bizi yaralayan pek çok şeyin, büyük acıların ölçülerini tartıyorum. Şairlerin hafızasını ve yaralarının derinliğini düşünüyorum. Suya renkler bırakıyorlar. Sessiz tanıklar var düşlerinde. Işığın…

  • yananların tebliği

    Alkışlarla geldiniz zılgıtlarla gidiyorsunuzEkmek tükettiniz şarap tükettiniz ve yok bir hayatıBir yalnızlık nasıl da gelişmiş abilik kasıEksiğini tamamla ey meczup eksiğini tamamlaAynaya bak orada senden başka ziyan yokYakın kimliğini hangi cepte unuttun ara bulEn mavi sakal en uç denizi aşıp gelen Göğsünün sarkacında bir ziyaret ağacıSen ağlarını hem serip hem toplayan havariKorkunç olan yol değil…

  • İçimdeki İhtilal

    kendime giden o uzun yola düştümdışarıda karmaşa… herkes dünyayı değiştirmek peşinde,kimse dokunmuyor kendi içindeki eğriye. bir su damlasının inadıyla,sabrın ve şefkatin serinliğindeyüreğimin iradesini su ile yontmak istiyorum. sert çekiçler çatlatır taşıama su, incelikle işler derine. insan dediğin bazen en sert kayadan bile katı,esnetmek gerek kalbi usul usul , ince ince… öğrendim zaman tezgahında;devrimin hası, bağırılan…

  • hayatın çocukları

    Hangimiz hamile kalmadı ki bu hayattanKimi kürtajla aldırdı kimimiz doğurduAldıran başka pişman doğuran başkaYordu bizi hayat acılarıyla Hangimiz sevmedik ki onu bir zamanO bizi aldatıp durduBize ne vaatler söyledi yalancı kendisiSaatler hep on ikiyi vurdu Hayata karşı elimizde ne koz var ne asNe de yüz bulsa astarı kesen makasHilesiz yenecekse biri onu, o benimAşka en…

  • Aklıma Düşüşün

    Aklıma düşüşün hoş etti beniElinden bir kahve içmiş gibiyimGözlerin gönlüme döşetti anıSenli bir zamana geçmiş gibiyim Toplarken maviyi yeşile atıpBiraz da buluta kızıllık katıpYağmuru rüzgârı dalda oynatıpSenli bir sabahı seçmiş gibiyim Köprünün altında şarabi sularDüşümde saçların avucumdalarDere sularından ser hoş nidalarSenli bir akşamı aşmış gibiyim Gölgen cama vurmuş ayın aksindeYıldızlar odana girip baksın daKadehten dudağa…

  • Köyüm, Çocukluğum, Atatürk

    “İnsan, çocukluğunda aldığı gıdalar kadar ürün verir.”(Gıda; ahlaklı, adaletli, bilgili, görev ve sorumluluklarını bilen, üretken, yaşatmaya odaklı, din, dil, ırk ayrımı yapmayan, paylaşımcı ve merhametli)Başının üstüdür, elleriyle tutar gökyüzünü. Dünya, şu tepenin arkası, biraz da dağların ötesi, duruşuyla anlatır hayatı. Mutsuzluğu ağlamak, özgürce kahkaha atmaktır varlığı, bilmeden çirkinlikleri, savaşı, zulmü, sefaleti! Unutup dünkü kavgaları, yarına…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir