türk musikisinin vizyoner ismi

Türkiye’de sanatçı unvanını gerçekten hak eden kaç kişi vardır? Hiç düşündünüz mü?
İşte bu yazımda sanatçı tanımına gerçekten yakışan, vizyoner bir sanatçı olan Tahir Aydoğdu ile sohbet ettim.
Dopdolu bir sanatçı, bir kanun virtüözü, ODTÜ’de ders veren bir hoca, koro şefi ve uluslararası performans sanatçısı.
Sanat için sanat yapan, çizgisinden taviz vermeyen, ismi Ankara ile özdeşlesen bir sanat maratoncusu Tahir bey.
MUSİKİMİZİN ANKARA MARKASI : TAHİR AYDOĞDU
Gelin Tahir Aydoğdu’yu biraz daha yakından tanıyalım.

  • Nerede doğdunuz? Aileniz aslen nereli?
    Ben İstanbul doğumluyum. Rahmetli babam Antalya doğumlu ancak baba tarafım aslen Kesriye’den gelmiş yani Balkan kökenliyiz. Ailem ben doğduktan 1 yıl sonra 1960’da Ankara’ya yerleşmiş.
    Ankara’da doğmasam da çocukluk, gençlik yıllarımın geçtiği, halen yaşadığım şehir olarak asıl memleketim Ankara diyebilirim.
    -Siz değerli kanun sanatçısı Gültekin Aydoğdu’nun oğlusunuz. Ailenizde başka sanatçı var mı?
    Babam ve benim dışımda ailemizde profesyonel olarak sanatla ilgilenen eşim Hülya Aydoğdu var. Kendisi Kültür Bakanlığı’nda ses sanatçısı
    -Rahmetli babanız değerli üstad Gültekin Aydoğdu ile unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
    Babam ile pek çok anım var ama beni en çok etkileyen ve gelecekte seslendirmek istediğim eserlere yön veren bir anı olan, babamın ortaokul yıllarında örnek verdiği kanun konçertosu’ndan bahsedeyim.
    Bir gün babam bana Türk Beşleri’nin değerli sanatçısı, orkestra şefi Ferid Alnar’dan ve kanun konçertosundan bahsedip kendi makara teybinde dinletti ve dedi ki: “Oğlum! Bak, Ferid Alnar’ın kanun ve yaylı sazlar için bestelediği bir kanun konçertosu var. Bizler çalamadık ama inşallah gelecekte sen çalışır ve icra edersin . Bu konuşma beni çok etkiledi ve babama da verdiğim sözü tutup hem ülkemizde pek çok senfoni orkestrası hem de yurt dışında 20’ye yakın ülkede başarıyla seslendirdim. Değerli sanatçı ve orkestra şefi Ferid Alnar’ı ülkemizde tekrar hatırlatmış oldum,daha sonra unutulan İstanbul Suiti’ni de Alnar’ın Ankara’daki evinde ortaya çıkartıp tekrar seslendirilmesini sağladım.
    BABADAN GELEN GENETİK MİRAS VE BİR KANUN VİRTİÖZÜ..
    -Eğitim hayatınızdan biraz bahseder misiniz?
    Ankara Atatürk Lisesini bitirdikten sonra, 1977 yılında girdiğim ODTÜ Fizik Mühendisliğinden 1983 yılında mezun oldum.
    -Fizik mühendisliği gibi zor bir bölümden mezun olduktan sonra nasıl kanun sanatçısı olmaya karar verdiniz? Bize müzik yolculuğunuzun ilk yıllarından bahseder misiniz?
    Ağustos 2021’de kaybettiğim babam Gültekin Aydoğdu TRT Ankara Radyosu kanun sanatçısı ve Fasıl Topluluğu şefiydi. Kendimi bildim bileli müzik hep hayatımda oldu. Lise yıllarımda müzik çalışmalarıma başladım. Türk müziği temel eğitimimi babamdan aldım. Hacettepe Üniversitesi Ankara Türk Müziği Derneği, ODTU Klasik Türk Müziği korolarına devam ettim.
    Babadan gelen genetik miras nedeniyle olsa gerek, benim için müzik kariyeri mühendislikten daha ağır bastı.
    1981 yılında TRT’nin açtığı sınavı kazanarak; Ankara Radyosu’na kanun sanatçısı olarak girdim. O yıllarda Ankara Radyosu adeta bir konservatuar vazifesi görüyordu.
    Radyoda Gültekin Aydoğdu, Metin Everes, Yüksel Tarık Kip ,Ferit Sıdal, Ahmet Hatipoğlu, Nazmi Özalp gibi değerli hocalarla çalıştım.
    1997-2000 yılları arasında Ankara Radyosu Türk Sanat Müziği Müdürlüğü yaptım.
    2018 yılında emekli olana kadar radyo icralarıma devam ettim.
    -Sanatçı kişiliğinizin yanı sıra eğitmenlik yanınızın da olduğunu biliyorum. Bu yönünüzden de biraz bahseder misiniz?
    Eibette.1987 yılından 2001 yılına kadar ODTÜ Müzik ve Güzel Sanatlar Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak görev yaptım. Binlerce öğrenci yetiştirdim.
    Yine Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Fakültesi Müzik Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştım.
    Ayrıca ODTÜ Mezunlar Derneği bünyesinde Klasik Türk Müziği Korosu Şefliğini uzun yıllardır sürdürmekteyim. Bunun dışında Ankara’da çeşitli kurumlara ait korolar ve en son olarak 2020 ‘den beri Ankara Kulübü Derneği ‘nin TSM korosunu çalıştırmaktayım.
    Yurt içinde ve yurtdışında Kanun ve Türk Müziği konulu pek çok konferanslar verdim ve çeşitli ülkelerde atölye çalışmaları gerçekleştirdim.
    -Sizin sanata dair yaptıklarınız saymakla bitmez sevgili hocam. Siz bir sanat misyoneri ve adeta bir maratocusunuz. Kısaca sanat yaşamınızdaki önemli projeler neler?
    Türk Beşlisi olarak tabir edilen duayen sanatçılarımızdan Ferit Alnar Ankara’da Ayrancı semtinde oturuyordu. Ferit hocadan da feyz alma şansım oldu. Ferit Alnar’ın ilk’’ kanun konçertosu’nu bestecisi dışında icra eden ikinci ,’’Çiftetelli ‘’ adlı eserini seslendiren ilk sanatçıyım .Modern Folk Üçlüsü, Asia Minör Grubu, Ud sanatçısı Cinuçen Tanrıkorur, caz sanatçısı Yıldız İbrahimova , ayrıca İspanyol ve Hollandalı pek çok sanatçı ve ülkemizin senfoni orkestraları ile yurtiçi ve yutdışında konserler verdim.
    Batı ve Türk müziğinin sentezlendiği çeşitli vizyoner çalışmalar yaptım ve 2017 yılında Tanini Trio grubu ıle Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) tarafından ‘’Stratejik Vizyon sahibi sanatçı ödülü’’ aldım.
    2015-2020 tarihleri arasında Türk Musiki Federasyonu’nun başkanlığını yaptım.
    Bunlar hemen aklıma gelenler . Elbette musikimiz adına pek çok iz bırakan projelerimiz oldu ve olacak.
    -Değerli hocam siz 60’a yakın ülkede konserler verdiniz.Atölye çalışmaları yaptınız.Başarılarınızı da pek çok ödülle de taçlandırdınız..Sizce Ankara’nın bir sanat başkenti olması için neler yapılmalı?
    Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’da yapılması gereken; oluştulacak sanat kurulu ile gerek ülkemizden gerekse dünyadan konusunda en iyi olan sanatçılar, orkestralar davet edilmeli ,yetenekli genç sanatçılara da fırsat tanınmalıdır. Çeşitli etkinlikler yapan özel kuruluşlar da desteklenmelidir.Son zamanlarda CSO bünyesinde oluşturulan CSO-Ada güzel bir başlangıç olarak gözüküyor. Yakın zamanda Michel Camilo- Tomatito konseri izledim, harika bir konserdi, bu tür sanatçılar getirilirken ücret açısından daha uygun uygulamalar yapılabilir.
    Sadece CSO-Ada değil düzenlenecek çeşitli festivaller ile Ankara bir festival şehri haline getirilebilir.
    Uluslararası Ankara Müzik festivaline de daha geniş destek verilerek bir dünya festivali haline getirilebilir.
    Ankara marka bir şehirdir ve Ankara’nın daha etkin tanıtılması için uluslararası festival ve organizasyonlara daha çok ihtiyaç vardır.
    Bilkent Üniversitesi konser salonunda Batı Müziği dışında farklı müziklere de yer verilmelidir.
    Sadece konser veren gruplar değil; resim sergileri düzenlenmeli ve halkın dikkati çekilmelidir. Anadolu’da yaşayan uygarlıkların izlerini taşıyan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde farklı etkinlikler düzenlenip halkımızın farkındalığı arttırılabilir. Roma hamamı, Ankara kalesi gibi tarihi yerlerde de çeşitli etkinlikler düzenlenebilir.
    Bale sanatı konusunda çok başarılı olan sanatçılar davet edilmeli ve performans yapmaları sağlanmalıdır.
    Tiyatro festivali düzenlenebilir ,ayrıca komedi üzerine çeşitli etkinlikler yapılabilir.
    Farklı konularda çeşitli atölye çalışmaları düzenlenip, katılımcılarla karşılıklı etkileşim yapılabilir.
    -2006 yılında Ankara’da kurulan Tanini Trio adlı bir grubunuz var. Kimlerden oluşuyor?
    Ben, ney sanatçısı Bilgin Canaz, piyanist Burçin Büke’den oluşuyor.
    -Tanini Trio grubunuz ile yurtiçinde ve yurtdışında pek çok konserler verdiniz. Bugünlerde neler yapıyorsunuz?
    Pandemi dolayısıyla yurtdışı projelerimiz büyük ölçüde donduruldu.
    Yurtiçindeki konserlerimiz, Kültür Bakanlığı ve Belediyelerin sanat etkinlikleri çerçevesinde devam ediyor.
    -Ocak 2022’deki etkinlik takviminiz nasıl?
    Ocak ayı oldukça yoğun geçecek.
  • 12 Ocak’ta Kadıköy Belediyesi Yeldeğirmeni Sanat’ta ‘’Duo Kanun/Çello”
  • 14 Ocak’ta Ankara Büyükşehir Belediyesi Gençlik Parkı’nda “Tanini Trio-Melihat Gülses”
    18 Ocak’ta CSO-Ada Mavi Salon’da “Duo Kanun/Çello Sedef Erçetin” konserlerimiz bulunmaktadır.
    Değerli sanatçımız Tahir Aydoğdu ile dünden bugüne konularla birlikte olduk. Kendisine yoğun temposu içinde bize zaman ayırdığı için teşekkür ederiz.
    Ömür sayfalarına musiki dolu başarılar yazdırmayı sürdürmesini diliyoruz.
  • 2. sayıdan

Similar Posts

  • sazı kırık türkülerin

    Pencereme güneş oturmuşGünün sıcak yüzüne gülümsüyor,Gün görmemiş yamaçlarım.Soluksuz kalmış ezgilerim,Hayatın geçilmez sıratında.Türkülerin sazı kırıkEskiyen sargıda sancıyor yaralarım… Dili tutuk bir ses vızıldıyor arka sokaktaKurumuş pınar ıssızlığında mahalleKapı eşiğinde kevgire dönen düşüncelerDehlizlerde ;harabe kentin kaldırım sesleriOluk oluk gurbet akıyor nehirler… Dışarıda silik bir ses vızıldıyorKapımda tıkırdayan ıssızlık.Korku tırmalıyor iç çeken yalnızlığın titreyen sesinde.Yanık türküler vurulmuş göğsündenGecenin…

  • ateşin böcekleri

    uyku gözlerimde ısrarlı konukkapalıyım konuşan kendimeiçim çekiliyor, kin tutabilir beniseherle kucaklaştığım saatler nerede derinleşiyorum durmak bilmedengecenin zorba mahkumluğundaama bir o kadar da mahzun yanındadinginliği ise aranılan sığınak raks edip, benden şarkılar söyleyenateş çemberindeki ateşin böceklerigözlerimle gök arasındauyanık halimin büyülü kârı ânı solurkengece güzel bir mey oluyorbir ışık serpiliyorkendimi aradığım suların üzerineyok ikendönüşümle pencereni aç 4….

  • Bozkırda Üç Gül

    Köyler içinde bir köy Tuzla!Ne inci mercan yüklü bir kervanı var,Ne de sırtında bir asker kabutu,Kuru soğuğu dondurur, güneşi kavurup yakar..Köyler içinde bir köy Tuzla!Bir Teslime Ana yaşar burada,Çarığı iyi bilir, gölden tuz çekmesini,Bir de güllü katmer yapmasını tandırda..Yoksul tor tayların bilge anası o,Bozkırın terinden siyim siyim gözyaşı,Neyine yüksek evler, bey konakları neyine!Dağın gür sesidir…

  • Ayakta Ölmek

    Dağınık gözlerdesaklanmıyor ağlayan yürekkurumuş yaprağınrüzgara direnişi dalındaallaşan yüzün kızarışı gibi… Aklında ölümsüzlükyem olunmuşluk serçeyegüneşi ellerinde tutupvolkanı gölgelerkenyine de buz dağındatitremek gibi… Bulanık sulardagözlerini görmek,ezerek umutsuzluğudimdik yürümek,ayakta ölmekağaçlar gibi… 4. sayıdan

  • Türk Şiirinde Eril Gözle Kadın Algısı (2)

    İkinci Yeni şiirinin önemli kurucularından Cemal Süreyya (1931, Erzincan – 9 Ocak 1990, İstanbul)’da kadın ve erotizm, onun şiirinin odak imgesi konumundadır. Kadın ve onun beden algısı ile birlikte cinsellik ve sevişme bir tutku haline gelir onun şiirinde. Kadın bedenine ait unsurlar, alışmamış bağdaştırmalarla yakın veya uzak çeşitli çağrışımları yüklenerek birer erotik imge değeri kazanır….

  • Yasak Elma

    “Kız, gözü kör olası, kalk sobaya odun yedir.”“Sancım var anne, yerimden kalkamıyorum.”Annem terlik fırlatıyor kafama. Ben de günahımı tuta tuta odun atıyorum sobaya. Sonra gidip yatıyorum divana. Gözlerim takılıyor anamın topuklarındaki derin çatlaklara. Cenin şeklinde büzülüp “Anne elma var mı?” diye soruyorum.“Kız para mı var, yarın alırız ancak.” diyor.Canım kaç gündür elma çekiyor. Hararet içimi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir