eve dönüş

(koronaya)

karşımızda göremediğimiz bir düşman
saldırdıkça bize
çekildik evimize

evimiz ki unuttuğumuz
artık sadece uyuduğumuz
dört duvara dönmüştü

karşımızda tanımadığımız bir düşman
hatırlattı bize bizi
unuttuğumuz evimizi

evimiz ki
maskesiz dolaştığımız yegâne mekân

2. sayıdan

Similar Posts

  • Yaşamdan Ufak Tefek Şeyler

    1.Şurdan burdan da olsa sevindirici şeylerArıların kraliçe arıyı öldürmeleriniDenizlerin tuza isyan etmeleriniMusa’nın çalınan asasının bulunmasınıCleopatra’nın bir gecelik yatağını( Lütfen üvey kardeşinin haberi olmasınPramitlerdeki mumyalı Fıravunlar uyanırsaBütün fiyakamız berbat olur aman ha)Ölünceye dek hep otuz üç yaşı yaşamakGök altında insancıklara ne ulu bir kıyakİşte böyle ufak tefek şeyler düşümdekiler2.Eskiden başımı yastığa kor-koymaz uyurdumŞimdilerde çekişip duruyorum kanatsız…

  • sevgili dostum söğüt ağacı

    Söğüt ağacı gizemli bir ağaç, bir şekilde herkes söğüt ağacının büyüsüne kaptırıyor kendini. Yücel Kayıran da, belki de söğüt ağacının bu gizemli etkisine kapılarak kendine kızarak başladığı Hesaplaşma adlı şiirini anneannesini anarak huzurlu bir şekilde bitirebilmiş. Gerçekten de, söğüt ağacı kimine kaybettiği yakınlarını anımsatır, kimine çocukluğunu, kimine memleketini… Ancak şurası kesindir ki, onu seven veya…

  • Tanrılar Çağırıyor

    Tanrılar çağırıyor Nemrut’un yükseklerinde güneşe sarıldıkları yerdeÇağırıyor tanrılar…Ebabil kuşlarının muhteşemliğinde…Mezopotamya’nın yemyeşil vadilerinin Perçenek’le buluştuğu…Geniş verimli düzlüklerde sesleniyorlar.Tanrılar gözleri çukur şafakların tan yeriyle buluştuğu mavilikte…Çağırıyorlar beni…Sesleniyorlar birer birer …Delercesine kulakları sesleniyorlar zirvenin esintisiyle çağırıyorlar tanrılar ısrarla inançla…Gün doğumu ve batımlarında yankılanıyor inceden isyankar sesleri. Yüreğimde yüreğimi oyarcasına…Gideceğim bir şafak vakti giyinip al fırfırları olan hasret dolu…

  • On Altı

    Profesör gözlerini açtı. Işık gözünü alıyordu. Koluna bağlı olan serumu ve başında bekleyen beyaz gömlekli iki hemşireyi zor seçebildi. Şimdilik tek hatırlayabildiği en son dumanlı bir odada bulunduğuydu. Doktorlar olanları anlattı, üzerindeki şoktan kurtulmaya çalışıyordu. Anlattıklarına göre bir deney üzerinde çalışırken patlama sonucu iki gün boyunca komada kalmıştı. Sanırım birkaç gün daha hastanede kalmalıydı O…

  • hayatın çocukları

    Hangimiz hamile kalmadı ki bu hayattanKimi kürtajla aldırdı kimimiz doğurduAldıran başka pişman doğuran başkaYordu bizi hayat acılarıyla Hangimiz sevmedik ki onu bir zamanO bizi aldatıp durduBize ne vaatler söyledi yalancı kendisiSaatler hep on ikiyi vurdu Hayata karşı elimizde ne koz var ne asNe de yüz bulsa astarı kesen makasHilesiz yenecekse biri onu, o benimAşka en…

  • Köyüm, Çocukluğum, Atatürk

    “İnsan, çocukluğunda aldığı gıdalar kadar ürün verir.”(Gıda; ahlaklı, adaletli, bilgili, görev ve sorumluluklarını bilen, üretken, yaşatmaya odaklı, din, dil, ırk ayrımı yapmayan, paylaşımcı ve merhametli)Başının üstüdür, elleriyle tutar gökyüzünü. Dünya, şu tepenin arkası, biraz da dağların ötesi, duruşuyla anlatır hayatı. Mutsuzluğu ağlamak, özgürce kahkaha atmaktır varlığı, bilmeden çirkinlikleri, savaşı, zulmü, sefaleti! Unutup dünkü kavgaları, yarına…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir