sazı kırık türkülerin

Pencereme güneş oturmuş
Günün sıcak yüzüne gülümsüyor,
Gün görmemiş yamaçlarım.
Soluksuz kalmış ezgilerim,
Hayatın geçilmez sıratında.
Türkülerin sazı kırık
Eskiyen sargıda sancıyor yaralarım…

Dili tutuk bir ses vızıldıyor arka sokakta
Kurumuş pınar ıssızlığında mahalle
Kapı eşiğinde kevgire dönen düşünceler
Dehlizlerde ;harabe kentin kaldırım sesleri
Oluk oluk gurbet akıyor nehirler…

Dışarıda silik bir ses vızıldıyor
Kapımda tıkırdayan ıssızlık.
Korku tırmalıyor iç çeken yalnızlığın titreyen sesinde.
Yanık türküler vurulmuş göğsünden
Gecenin kirli yüzüne oturmuş karanlık…

  1. sayıdan

Similar Posts

  • kelebek mutluluğu

    kendi içime çekilmiş sürgünlerdeyimuzaklaşmaktı belki de niyetimhoyrat zamana karşı bu bir dik duruşsönmemiş içimde taşıyorum insanı bıkmadan sinüsleri dolu bu dünyadayeterince özgür acayiplikler varacıyanlarımız gibiacıyanlarımız söndürüyor gözümüzdeki ferirüyaların işgalinde uykular bu yüzdenhep bir keşif halindeyiz rüzgârın diline dolanan sayfalar uçuşuyorhiçliğin uğultusundaböyle bir an yaşamak da varakıllara ziyanayağa takılan taşları dizmek de var an olur ve…

  • yaşadığımı hatırla

    “Meselem kadar hürüm” demek, “Meselem kadar varım” demektir aslında. Varolma şanssızlığını tadan her insan, kendine bir mesele edinir. Bu mesele kimi zaman siyasi olur, kimi zaman aşk meşk, kimi zaman da din. Lakin her insan, bu sonsuz boşlukta kendini meşgul edecek bir düşünce, hayatlarını adayabilecekleri bir ülkü peşindedir. Bu işin kolayına da kaçmaktır aynı zamanda….

  • iyiyim seni beklerken*

    Bugün buluşalım, sözcüklerini de getir‘aşk’ olsun ama ‘karanlık’ olmasın aralarında‘savaş’ olmasın, ‘ölüm’ olmasın.Seninle birlikte ‘yağmur’ da gelsin‘kediyi’ de unutmaduyduğun ‘toprağın sesi’hayat diye mırıldan. Bedeli ödenmiştir, daha da ödenecek‘özgürlük’ senin gülüşün olsunavuçlarında ‘gökyüzü’gelirken işçilere de uğraonlara bırak ikimizin kalbini. İnsan bir sözcük olarak doğarsonra anlamı büyür, zedelenmesinçocuğuna da söylesözcüklerin saçlarını tarasınkitap okurken silsin bazılarınıyeniden yazsın ama…

  • Kıyıcıl

    Kıyımı diyorum Mümtaz,çekerim çekerim uzamaz Ne dil susar, ne kül…Suları yorgun, kuşları boşboğaz Oysa ne atlar, ne aşkkanatlar,bağlasan durmaz!.. Sazbeniz kılıklı bir yaz yanığıgider gelir peşimi bırakmaz Sisinden sıyrılmış mağrur bir gemisarılıp öpse ya fenerimi!.. Olmaz, olmazzzz!.. Mümtaz da kim mi? Bir fısıltı kadar yakınderime yapışmış dalgın bir haylaz! Yusuf’una kuyusuna bahse girerimBu yalnızlık bana…

  • genç bir şaire mektup – 3 / bir şiir yarışması

    Nazım Hikmet’i ayrı sayarsak, bana göre Türkçe şiirin yükselişe geçmesi, 1930’ardan sonra başlar. Şu üç olay çok önemli. Birincisi Dağlarca ve üç şiir kitabı (Havaya Çizilen Dünya-1935, Çocuk ve Allah-1940, Çakır’ın Destanı-1945 ), ikincisi Garipçiler ( 1941 ), diğeri 1946’da yapılan şiir yarışması. Yarışmada dereceye giren üç şiir, şimdi bile ayaktadır ve de aşılamamıştır. Bu…

  • Tersine Akıyor Kadran

    Arkasına bakmıyor zamanGözünde kanla uyanıyorGelecek/ anı beklemiyorÖrtüyor delicesine yıldızlarıTersine akıyor kadran Dilimde bilmediğim sessizlikİçime akıyor heveslerIslak ve çıplakSokak kadar yakınŞehrin kadar uzak Sinsi hışırtılarVuruyor yaralarımaAklım yaz yağmurlarındaRuhum ağlamaklı/ kaldırımdaki o kıza Ardıma dökülen gölgeVe sırtında birkaç damla ışık Aşk çölünde ruh yaşar mıAç gözleriniÇalınmış hayata gömme nefesiUçuk kaçık hayatın değilsin esiriTut/ gök kuşağınıZamanın katı toprağına…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir