efkâr üfürüyor rüzgâr

Dalgaların dili öfkeli bugün
Seni kulaçlıyorum denizin mavisinde
İçimdeki boşluğu dövüyor adın
Sözcüklerin sesi tutulmuş
Düşünce masa kuruyor sahilde…

İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,
Elleri ayrılık kokan.
Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısında
Kurumuş pınar ıssızlığında şehir
Seni adımlıyor yorgun patikalar,
Her gün doğumunda…

Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgâr
Elleri kelepçeli gülüşlerimin
Masamda yığınla eskimiş anılar
Öyle büyük ki içimdeki uzaklığın
Sensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var…

3. sayıdan

Similar Posts

  • Birden Büyüyen Çocuk

    Kuşlar gelmeyince ağaçlar da kurudubir daha konuşmadı bunu anlayan çocuk. Esmerdi sokak, boşluktu insanların gözlerihepsi bir yalnızlık, gülüşleri iğretiyalanları sarışın, merhabaları kurnaz. Bunu anlamıştı çekip giden kedisianladı çocukanladı oyuncakların kendisiyle oynadığını. Hep solgundu annesi, düşündü çocukdüşündü yırtılan gökyüzünü. Hiç eksilmezdi babanın ter kokusugürültüler getirirdi evedemir akşamlar, çelik sesleri. Bir gün söylemişti ona fısıldayarak:-Fabrikada işçiler oyuncakmış…

  • anne kedi

    Hastane odasındaki elli iki ekran televizyonda gözlerini sonuna kadar açıp televizyona baksa bile hiçbir şey göremiyordu. Görüntüler ve sesler bulanık bir şekilde değişiyordu. Onunsa aklında tutamadığı sözler vardı, gerçekleştiremediği hayaller… Sürekli yaptıklarının ve yapamadıklarının muhasebesini yapıyordu yorgun zihninde. Neden kendi hayatında söz sahibi değildi sanki? İçine çekildiği yoklukta, sahiplenemediği kimsesizlikte neden istediklerini rahatlıkla yapamıyordu? Bu…

  • Yorgunluk

    Yorgunluk hırpalanmış sığıntı çocuknaftalin kokuları uçuşu küflü zamanlarıntalan edilmiş düşlerden eksilmeyensilik ve ezik kaldırım taşları ağırlığı bir gülüş çığlığı ararken mevsimsizyalanların menevişli albenisindeyürüdüğün dikenli dağ patikasıkaybolan tutsak kuşlar tepesi hanay evler büyütüyor suskunluğugünah sesleri dağılırken etrafaherkes ıslanır apansız yağan yağmurdabundandır buğday başaklarının boyunbükmesi güneş inerken sessiz sedasız yorgunluk akortsuz mandolin sesidirazat edilmiş notaların çaresizliğindegöçmen kuşlar…

  • Kül ve Rüzgar

    Dar günler geçiriyorum bıçağımı bilerkeniğde zamanı, duygularım delik deşik, tedirginburuşturup attığım akşamlar oluyorher sözcüğün arkasına bakıyorumharflerin arkasına, bulamıyorummeğer sen suskunluğuna gizleniyorsun. Saçlarım azaldı iyice, alnım eskidiyaşlandı sesimçok özledim haylazlığımı. Ölü bir dile çalışıyorum, olsunhiç değilse kendimle konuşurum. Birlikte sevdiğimiz kediler oldubırak bu halk yalanını söylesinbir ömür yanımdan geçip gitmiş gibisin. Bilirim, yağmur yağsa sevinirsinbu yüzden…

  • Kadim Kent Antakya

    tembel öğrenciler gibiokuldan kaçmış halimizlene yapacağımızı bilmedentepedenseyrediyoruzkadim kentAntakya’yıhayırnasıl başlayacağımızı bilemiyoruz sokaklarında dolaşmanınkuş olsak diyoruzgüvercin gibi taklalar mı atsak yoksaağaç olsak tepelerden gölge verenyağmur olsak damla damlakiremitlerle söyleşenya da bir evin avlusunda yediverenuç uç böceği ile göveren öyle işteavare avareeller ceptehava soğukyakamızı birleştiriyoruz dagökyüzü bizden evvelinmiş bu şehreaslında bir kahveiyi gelecekavuçlarımızagözlerimizeyüreğimizeve bu kadim kenteilmek atmış bütün…

  • Anlat Bileyim

    suskun ve doğurgan aşk ayetlerinasıl bölündüyse ay dilimi gibiöyle bölündü, öyle döküldü benliğimvurgun yiyen zamanın evecen rahminesöylenecek ne varsa bilinmeyenden yanabir ömür bıraktım yaşamın zarif ellerine ılgın ılgın akan toprağın kısrak suyune rüzgârın hüznüne kanarne de yağmurun damıtık nefesinesustu küle dönen dağın hüzünlü figanıdilin tornasında geçen zaman gibiburam buram cennet kokan bahtımminnet eylemez nemini azat…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir