efkâr üfürüyor rüzgâr

Dalgaların dili öfkeli bugün
Seni kulaçlıyorum denizin mavisinde
İçimdeki boşluğu dövüyor adın
Sözcüklerin sesi tutulmuş
Düşünce masa kuruyor sahilde…

İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,
Elleri ayrılık kokan.
Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısında
Kurumuş pınar ıssızlığında şehir
Seni adımlıyor yorgun patikalar,
Her gün doğumunda…

Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgâr
Elleri kelepçeli gülüşlerimin
Masamda yığınla eskimiş anılar
Öyle büyük ki içimdeki uzaklığın
Sensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var…

3. sayıdan

Similar Posts

  • On Altı

    Profesör gözlerini açtı. Işık gözünü alıyordu. Koluna bağlı olan serumu ve başında bekleyen beyaz gömlekli iki hemşireyi zor seçebildi. Şimdilik tek hatırlayabildiği en son dumanlı bir odada bulunduğuydu. Doktorlar olanları anlattı, üzerindeki şoktan kurtulmaya çalışıyordu. Anlattıklarına göre bir deney üzerinde çalışırken patlama sonucu iki gün boyunca komada kalmıştı. Sanırım birkaç gün daha hastanede kalmalıydı O…

  • SÖZCÜKLERİN KALBİNE YOLCULUK: EĞİTİMCİ YAZAR İSMAİL ZORBA İLE EDEBİYAT ÜZERİNE

    Bazı kalemler vardır, harfleriyle sadece cümleler kurmaz; aynı zamanda insanın iç yolculuğuna yoldaş olur. Eğitimci yazar İsmail Zorba da o kalemlerden biri. Sınıfın içinde öğrencilerine bir öğretmen olarak seslenen Zorba, yazın dünyasında ise okuyucusuna bir yoldaş, bir iç ses, bazen bir sığınak gibi yaklaşır. Onun kalemiyle yazılan her kitap, bir ruh çağrısı gibidir; kimi zaman…

  • Ayakta Ölmek

    Dağınık gözlerdesaklanmıyor ağlayan yürekkurumuş yaprağınrüzgara direnişi dalındaallaşan yüzün kızarışı gibi… Aklında ölümsüzlükyem olunmuşluk serçeyegüneşi ellerinde tutupvolkanı gölgelerkenyine de buz dağındatitremek gibi… Bulanık sulardagözlerini görmek,ezerek umutsuzluğudimdik yürümek,ayakta ölmekağaçlar gibi… 4. sayıdan

  • Aksak Ayrılık Türküleri

    Ay düşer yoluma, izinisürerimSerpiştirdiğim kırıntılar kururKalabalıklara gizlenir yalnızlığımDilimde varoluş arzusu,Deli divane günDoğrulurum Radyonun kulağında kırık bir sesVarlığımıunutan bi-vefaYollarına gül döksemAsi rüzgârlar getirse yapraklarını,Günah dallarımaKavrulurum Kafam karışıkKısır zamanlar saman aleviDüş küskünü kanatsız kuşlarKimsesiz çer çöp günah yuvalarSavrulurum Kahve kokusuna sığınır dilimAh! O kiraz dudaklı çocukluğumAh! O örüklerime sığınan sevgi kokusuİliklerinde can düğmelerSokulurum Karşımda çıkmaz sokakGölgelerde aksak…

  • Yağmur

    yağıyor üstümüze rüzgarla berabertoprak değil asfalt üstünehani yeşerecek bir şey yokemecek suyu yavrusuna kavuşturacakağaç yokinsanımız kesmişmobilya mağazalarına ya da yakacakkül olmuş ormansoluksuz nefessiz bırakanbizi çare/siz korumasızseli ne önleyecek oksijensizbırakan çıkar savaşlarıve spermne aşkına yok edilmişne var ne yok talanacı bırakan yalansusuzluğa bırakılmış toprakadını bile unutacağımız tohumlaryemlerini unutmuş canlılarkesimhanede sırasını beklerkenne için orada olduğunu bilmeyeninsanlar sıra…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir