Yorgunluk

Yorgunluk hırpalanmış sığıntı çocuk
naftalin kokuları uçuşu küflü zamanların
talan edilmiş düşlerden eksilmeyen
silik ve ezik kaldırım taşları ağırlığı

bir gülüş çığlığı ararken mevsimsiz
yalanların menevişli albenisinde
yürüdüğün dikenli dağ patikası
kaybolan tutsak kuşlar tepesi

hanay evler büyütüyor suskunluğu
günah sesleri dağılırken etrafa
herkes ıslanır apansız yağan yağmurda
bundandır buğday başaklarının boyun
bükmesi güneş inerken sessiz sedasız

yorgunluk akortsuz mandolin sesidir
azat edilmiş notaların çaresizliğinde
göçmen kuşlar birlikte uçar yalnız ölür
çırılçıplak yaşamın hödük kuytularında

4. sayıdan

Similar Posts

  • Dağdere

    “Dağdere,su istersen işte dere,ekmek istersen Allah vere,yatak istersen geldiğin yere “ Köye gelen kaymakam,muhtarın evinde sıcacık otururken, şoförü jeepde unutmuşlar ve sabaha kadar orada kalmış. Puslanan araba camına da bu dizeleri yazmış. Hiç kimse onu çağırmayı akıl etmemiş. Kırşehir’in Aydınlar kasabasında öğretmenlik yapıyordum ve aynı yerde görev yapmaktan sıkılmıştım. Yaz tatilinde gittiğimiz Karaburun ve çevresindeki…

  • Merhaba 3

    Cüneyne Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Çayyolu ile başladığı çizginin on ikincisi ama Cüneyne ismi altındaki dördüncü sayısıyla yeni bir merhaba demenin mutluluğunu yaşıyor. Sekiz artı dördüncü sayımızda artık Çayyolu’nun kapanışı gibi kocaman bir sorunu neredeyse temelli geride bıraktığımızı söylemek pekala mümkün. Bunun en önemli göstergelerinden biri de gelen ürün sayısında yeniden Çayyolu istatistiklerimizi yakalamak,…

  • Köyüm, Çocukluğum, Atatürk

    “İnsan, çocukluğunda aldığı gıdalar kadar ürün verir.”(Gıda; ahlaklı, adaletli, bilgili, görev ve sorumluluklarını bilen, üretken, yaşatmaya odaklı, din, dil, ırk ayrımı yapmayan, paylaşımcı ve merhametli)Başının üstüdür, elleriyle tutar gökyüzünü. Dünya, şu tepenin arkası, biraz da dağların ötesi, duruşuyla anlatır hayatı. Mutsuzluğu ağlamak, özgürce kahkaha atmaktır varlığı, bilmeden çirkinlikleri, savaşı, zulmü, sefaleti! Unutup dünkü kavgaları, yarına…

  • eve dönüş

    (koronaya) karşımızda göremediğimiz bir düşmansaldırdıkça bizeçekildik evimize evimiz ki unuttuğumuzartık sadece uyuduğumuzdört duvara dönmüştü karşımızda tanımadığımız bir düşmanhatırlattı bize biziunuttuğumuz evimizi evimiz kimaskesiz dolaştığımız yegâne mekân 2. sayıdan

  • gece ağrısı

    Bana köprücüğünden çekilen ağartıların fizahındakızıl kısrak göklerin şafağını anlatSuskularından damlayan fecrin ahınıHer doğuşunda sabahın yenilenen sessizliğini… Hayal gelsin hayal geçsin ahKirpiğindeki düş sancısınSere serpe eriyişlerin çekimserliğinde göbeğine çekilsin denizlerSüt rengi kesiklerin köpüğünden kopsun kumsallarına tünesin küllerini gün’lerAlsın yürüsün endamı insin yansıyışların selini nefes ahO deli yaz akşamlarını anlatAltında koşturduğumuz gölgelerin mavi bulantısınıYedi kat şulesini renginDamla…

  • On Altı

    Profesör gözlerini açtı. Işık gözünü alıyordu. Koluna bağlı olan serumu ve başında bekleyen beyaz gömlekli iki hemşireyi zor seçebildi. Şimdilik tek hatırlayabildiği en son dumanlı bir odada bulunduğuydu. Doktorlar olanları anlattı, üzerindeki şoktan kurtulmaya çalışıyordu. Anlattıklarına göre bir deney üzerinde çalışırken patlama sonucu iki gün boyunca komada kalmıştı. Sanırım birkaç gün daha hastanede kalmalıydı O…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir