çatıdaki saksağan

çatıda zamanlı zamansız koşuşturan
ve ansızın yüreğimi hoplatan
uzun kuyruklu kuş
ne zaman mesken edindin orayı
nerde çatımızda yıllardır yuva yapan baykuş

çok zaman oldu değil mi
anımsamasam da ben
yıllar hızla savurdu üzerimizden yongaları
oysa değişmesi ne kadar da normal her şeyin
peki ya her şey için, herkes için sızlayan yüreğim
bir tek onun huyudur değişmeyen

bilirim, kabullenmeli
ne gelmiş de eyvallah dememiş ki insan
sahi, memnun olan var mıdır
zamanın getirdiklerinden
ama gitmeyi de istemez kimse
elini eteğini çekip bu debdebeli dünyadan

sen yine de bakma dediklerime
kur yuvanı elverirse eskisinin üstüne
sürsün hayat, aynı hızıyla savrulurken dünya
ne varsa buraya ait olan
önünde sonunda
burada kalacak nasılsa

2. sayıdan

Similar Posts

  • TARİFELİ İNTİHARLAR İSKELESİ

    sayfa numarası olmayan bir gününsatırbaşı sokağısararmış duvarlara sırtını yaslayan kadınlarkendi geçmişiyle konuşuyordu günleri eksik basılmış takvimlertedavülden kalkmış yollar aştımkaç nehir gördüm rüzgarlıayaksız asma köprülerde mandalsız asılı uçurumları örten gölgeler ciltlenmemiş gökyüzüherkes farklı yerinden okur sırasını geçmişinçevirdikçe iç sesimin dağılmış sayfalarınıyankısı tarifeli intiharlar iskelesi Murat Yazıcı

  • sen gidiyorsun

    sen gidiyorsunayrılığın dinmeyen sancısıyımkirpiklerim damıtıyor vedasız gidişinin acısını sen gidiyorsunben seninle gelmek istiyorumdaha ilk dönemeçte seni kaybediyorumgülendam hayalin karşılıyor beniruhum ayrılıyor bedenimden sen gidiyorsunher gece hummaların döşeğinde tenimbedenim ve ruhumyan yana gelmenin imkânsızlığı sen gidiyorsunben şairlere sığınıyorumşairler ki aşkların son umudu denizlerin yanışıylaateşlerin ıslanışıylasen gidiyorsun ben kaldığım tufanınkıyılarına çarpıyorum sen gidiyorsungöçmen kuşların yola koyulmuşluğuylagöç mevsimi…

  • aşk-ı lal

    kısılan gözlerinin buğusundanaçık saçık serenatların şavkı damlıyor yar .. çığlıklarından boşalıyor kucağımafesleğen kokan göğüsleri rüzigârlarınınisleniyor uçlarmercanlarında sürmelerine yandığım sabahlar şuramda okşanışlarının beyaz zambak kanadından saçılışlarıköpüklerine sönüşlerinde çiylendiğim seslerin titrekliğiah! Kaçırıp kaçırıp koynuna sevmelere doyamadığım kızların keman ağrısıutangaç gel’lerine takılan martıların baharıgidişlerine döktüğüm ırmakların ardın sıra damlacıklanışlarıköprücüğümde eriyen çırpınışlarının o tatlı acısıo anın ahkendinden geçişlerimden geçtiğin…

  • Ayakta Ölmek

    Dağınık gözlerdesaklanmıyor ağlayan yürekkurumuş yaprağınrüzgara direnişi dalındaallaşan yüzün kızarışı gibi… Aklında ölümsüzlükyem olunmuşluk serçeyegüneşi ellerinde tutupvolkanı gölgelerkenyine de buz dağındatitremek gibi… Bulanık sulardagözlerini görmek,ezerek umutsuzluğudimdik yürümek,ayakta ölmekağaçlar gibi… 4. sayıdan

  • cesur bir kadın bakışı: celine sciamma

    Son yıllarda çektiği filmlerle festivallere konuk olan ve ödüllerle dönen Céline Sciamma ile tanışmam Tomboy (2011) filmiyle olmuştu. Türkçe adı Erkek Fatma olan filmin, bizim kültürümüzde ne anlama geldiğini çoğunuz anlamışınızdır. 2019 yılında Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi’ni izleyip sinemadan çıkarken iyi bir film izlemiş olmanın hazzıyla doluydum. Pandemi öncesi sinemada izlediğim son filmlerden…

  • barışa davet

    Beni bana bıraktınManastır kızıAteş çiçeklerini verdin elimeApollon, Çoban Marsyas’ınNağmelerini dinliyor FrigyaMidas yanı başımdaDipsiz kuyulara sarkık kulaklarıBizi dinliyor sankiKorkar gibisinSırrın nedir sahi… Çırpınışın boşunaHiçbir günahınDünden daha az olmayacakArenadasın!Uğultular; kralın zevkiÖlümüdür gladyatörünSen kiTarihe ulaksın Suçıkan’daGöktaşı dem’inde bir sevdaBarışırsak Manastır kızıKabuklaşmış gün ışığındaHelen de kurtulurTruva da. 2. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir