Yağmur

yağıyor üstümüze rüzgarla beraber
toprak değil asfalt üstüne
hani yeşerecek bir şey yok
emecek suyu yavrusuna kavuşturacak
ağaç yok
insanımız kesmiş
mobilya mağazalarına ya da yakacak
kül olmuş orman
soluksuz nefessiz bırakan
bizi çare/siz korumasız
seli ne önleyecek oksijensiz
bırakan çıkar savaşları
ve sperm
ne aşkına yok edilmiş
ne var ne yok talan
acı bırakan yalan
susuzluğa bırakılmış toprak
adını bile unutacağımız tohumlar
yemlerini unutmuş canlılar
kesimhanede sırasını beklerken
ne için orada olduğunu bilmeyen
insanlar sıra sana gelecek
dolar çıka çıka
altında canımız kalacak
ettiğin yanına kalmayacak
kürsülerde acı acı bağıracaksın
sesini sadece sen duyacaksın
sadece
sade
ne halt ettiklerin kalacak
geriye
geri geri olacak her şey
tepetaklak

2. sayıdan

Similar Posts

  • Yorgunluk

    Yorgunluk hırpalanmış sığıntı çocuknaftalin kokuları uçuşu küflü zamanlarıntalan edilmiş düşlerden eksilmeyensilik ve ezik kaldırım taşları ağırlığı bir gülüş çığlığı ararken mevsimsizyalanların menevişli albenisindeyürüdüğün dikenli dağ patikasıkaybolan tutsak kuşlar tepesi hanay evler büyütüyor suskunluğugünah sesleri dağılırken etrafaherkes ıslanır apansız yağan yağmurdabundandır buğday başaklarının boyunbükmesi güneş inerken sessiz sedasız yorgunluk akortsuz mandolin sesidirazat edilmiş notaların çaresizliğindegöçmen kuşlar…

  • vedalar parmak uçlarıyla yıkanıyor

    kuşların tüyünü emen gökdelen ne bilsin unutmayıelinde bulut dolu günler, dalıp geçtiğimelimde tükendi derinliği yaşım kadar bir sabahgölgem zor geçen bir günün cesedi kuşlar çabuk ölür, kediler, köpekler çabukinsanlar yaşıyorsunuz dahaherkes akşamını döksünkıt kanaat bir rüyaya borçlanacağızgece nasıldır sizde? petşoplardan kokan mutlulukveyahut hoşça kal sözcüğünden yapılan bir yüzük *sonbaharın kuşları oyaladığı vakitkentler terliyor, yaprakların öyküsü…

  • Gecenin Müziği

    Saat 19.00 olduğunda tarihi Wiener Staatsoper binası neredeyse ağzına kadar dolmuştu. Bu gece dünyaca ünlü bu opera binasının konukları Viyanalılar dışında dünyanın farklı ülkelerinden gelen sanatseverlerdi. İnsanların bugün burada olmasının nedeni son zamanlarda ulusal ve uluslarası basın ve sanat camiasında Oktay Lehmann adının sıkça geçiyor olmasıydı. Bu kadar kibar ve şık insanın arasında onur konuğu…

  • efkâr üfürüyor rüzgâr

    Dalgaların dili öfkeli bugünSeni kulaçlıyorum denizin mavisindeİçimdeki boşluğu dövüyor adınSözcüklerin sesi tutulmuşDüşünce masa kuruyor sahilde… İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,Elleri ayrılık kokan.Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısındaKurumuş pınar ıssızlığında şehirSeni adımlıyor yorgun patikalar,Her gün doğumunda… Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgârElleri kelepçeli gülüşleriminMasamda yığınla eskimiş anılarÖyle büyük ki içimdeki uzaklığınSensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var… 3. sayıdan

  • Genç Bir Şaire Mektup – 1

    Șiirle ilgili her kişinin, sevdiği şairler olduğu gibi, sevmedikleri, giderek yok saydıkları şairler de vardır. Bunda yadırganacak bir şey yok. Bu durum dün de yaşanmıştır, bugün de yaşanmaktadır. İlerde de yaşanacaktır. Ancak, beğenmediğimiz kimselerle, onların ürünlerini karıştırmamak gerekir. Eleştirinin amacı ürünlerdir. Eleştiri üründen, ürün sahibine kayarsa, bu davranış edebiyat bakımından hem etik değil, hem de…

  • çatıdaki saksağan

    çatıda zamanlı zamansız koşuşturanve ansızın yüreğimi hoplatanuzun kuyruklu kuşne zaman mesken edindin orayınerde çatımızda yıllardır yuva yapan baykuş çok zaman oldu değil mianımsamasam da benyıllar hızla savurdu üzerimizden yongalarıoysa değişmesi ne kadar da normal her şeyinpeki ya her şey için, herkes için sızlayan yüreğimbir tek onun huyudur değişmeyen bilirim, kabullenmeline gelmiş de eyvallah dememiş ki…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir