düşürmüştü

patlamalar ve tüfek sesleri arasında terk etti kenti
arkasında kaldı acılar demeyi arzulardı
oysa geride kalan yalnızca anılardı
anılar arasında çocukluğu
anılar arasında doğduğu ev
birlikte oynadığı cıvıltılı sesler
annenin yemeğe gel çağrısı
bir de müzik öğretmeninin büyük bir istekle öğrettiği ezgi

acılar mı
geride kalmamıştı
daha çok yaşanacaktı sığındığı her kapı buz tuttukça

patlamalar ve makineli tarakaları delmişti
anıları annesinin sesini ve sınıfında aklına yerleşen ezgiyi

yaşadığını bilmemekti göç
yabancı kalmaktı doğduğu topraklara
alışamayacaktı yeni sokaklara yeni insanlara
göç kuşkulu uzak dumanlı bir bakıştı yarınlara

sürgüne giden ayak izleri boranla silinecekti
sürgün ne geçmişti ne gelecekti
kiev ’i terk ederken eski evin temel taşına işlenecekti
namlu göç yollarını uzattı tohumunu ekti

çocukluğunu düşürmüştü balkan soğuğuna
kar beyazı sıvanmıştı çocukluğuna

4. sayıdan

Similar Posts

  • O Gece

    Ben aslında hiçbir canlıyı öldürmek istemem. Tabi ki oldu hatalarımız. Bazen bir sineği bazen bir karıncayı nadiren örümcek öldürdüm. Sineğin kanat sesine, karıncaların istilacı çeteler gibi saldırmasına, örümceğin tam evimizin köşesine ağlarını örmesine kızdık kimi zaman. Oysaki onların bizim kızacağımızdan haberi var mıydı? Sinek vızz vızz uçtuğu odanın, karıncalar saldırdığı, yere düşmüş Karpuz çekirdeğinin, örümcek…

  • Senice

    senden evvelöylesine geçiyordu zamanyiyorsun içiyorsunişin oluyor olmuyorzor ya da kolay yaşıyorsunyıl aygün ve geceömür tüketmece sen gelinceyani yanımayani canımayani içimde dolaşıncadeğişti zamanyemek öyle bildiğin gibi değilelli gram bazen çok bazen az geldiyaşamak oldu seninle aldığım her nefesömür ne gün ne gecesadece ve sadecesenice ve anladım kitaşa can verir heykeltıraştualinde dünyayı dolaşır ressamşifa bulur hastave ateş…

  • Birden Büyüyen Çocuk

    Kuşlar gelmeyince ağaçlar da kurudubir daha konuşmadı bunu anlayan çocuk. Esmerdi sokak, boşluktu insanların gözlerihepsi bir yalnızlık, gülüşleri iğretiyalanları sarışın, merhabaları kurnaz. Bunu anlamıştı çekip giden kedisianladı çocukanladı oyuncakların kendisiyle oynadığını. Hep solgundu annesi, düşündü çocukdüşündü yırtılan gökyüzünü. Hiç eksilmezdi babanın ter kokusugürültüler getirirdi evedemir akşamlar, çelik sesleri. Bir gün söylemişti ona fısıldayarak:-Fabrikada işçiler oyuncakmış…

  • genç bir şaire mektup – 3 / bir şiir yarışması

    Nazım Hikmet’i ayrı sayarsak, bana göre Türkçe şiirin yükselişe geçmesi, 1930’ardan sonra başlar. Şu üç olay çok önemli. Birincisi Dağlarca ve üç şiir kitabı (Havaya Çizilen Dünya-1935, Çocuk ve Allah-1940, Çakır’ın Destanı-1945 ), ikincisi Garipçiler ( 1941 ), diğeri 1946’da yapılan şiir yarışması. Yarışmada dereceye giren üç şiir, şimdi bile ayaktadır ve de aşılamamıştır. Bu…

  • Kadim Kent Antakya

    tembel öğrenciler gibiokuldan kaçmış halimizlene yapacağımızı bilmedentepedenseyrediyoruzkadim kentAntakya’yıhayırnasıl başlayacağımızı bilemiyoruz sokaklarında dolaşmanınkuş olsak diyoruzgüvercin gibi taklalar mı atsak yoksaağaç olsak tepelerden gölge verenyağmur olsak damla damlakiremitlerle söyleşenya da bir evin avlusunda yediverenuç uç böceği ile göveren öyle işteavare avareeller ceptehava soğukyakamızı birleştiriyoruz dagökyüzü bizden evvelinmiş bu şehreaslında bir kahveiyi gelecekavuçlarımızagözlerimizeyüreğimizeve bu kadim kenteilmek atmış bütün…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir