Merhaba 3

Cüneyne Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Çayyolu ile başladığı çizginin on ikincisi ama Cüneyne ismi altındaki dördüncü sayısıyla yeni bir merhaba demenin mutluluğunu yaşıyor. Sekiz artı dördüncü sayımızda artık Çayyolu’nun kapanışı gibi kocaman bir sorunu neredeyse temelli geride bıraktığımızı söylemek pekala mümkün. Bunun en önemli göstergelerinden biri de gelen ürün sayısında yeniden Çayyolu istatistiklerimizi yakalamak, hatta geçmek…

Bu istatistik bizi aldatmıyor, zira biz daha birinci Cüneyne’de aslında dokuzuncu sayımızı çıkardığımızı biliyorduk. Nitekim o istatistikler aynı zamanda ilk iki sayıda yazarların ve okuyucuların çok da haklı olarak yaşadığı ikircimin de ortadan kalktığını gösteriyor.

Fakat en önemlisi ise güzel bir dergi çıkardığımızı bilmek… Üstelik bunu hem daha güçlü kurumsallaşarak yapıyoruz; hem de ne yeniyi, ne de genci ıskalıyoruz.

Bu sayımızda Yılmaz Gruda’nın torunu Mustafa Emre Arkon ile yazdığı bir şiirle başlıyor şiir sevgimiz ve Veysel Çolak, Sabahattin Yalkın, Ahmet Günbaş, Hüsnü Sönmezer’le devam ediyor.

Başka şiirler, Köşeyazıları, makaleler, dizi yazılar, öyküler, kitap tanıtımları hep olmasını istediğimiz gibi sürüyor sayfalarımızda.

Dosya konumuz Veysel Çolak Şiir Atölyesi’nde yapılan çalışmalardan biri yine: “Sevgiliye Mektuplar” ismini taşıyor. Hatice Eğilmez Kaya, Fatma Şahin Gündoğan ve Canan Gürtunca Sanlı, sırasıyla Turgut Uyar, Kemal Özer ve Vecihi Timuroğlu’nun mektuplarını incelediler.

Temmuzda görüşmek dileğiyle…

Saygılar, sevgiler, selamlar…

Kamil Akdoğan

Similar Posts

  • Püsür

    Işıkları söndürelimŞamdanların titreyen alevleriIsıtsın bizi.Devinen şehrin karanlık sokaklarındaAdımız yankılansınYaşımız hep aynıÜstümüz kirli kalsın. Son nefesimizde çağıralım mutluluğuTenimizi bahar yağmurlarında yıkayalım.Efsunkâr hayatlarda büyümedik belkiCiğerlerimiz küf ve rutubet kokusuYastığımızda abanoz sertliği. Hayallerimiz viranelerdeEskidi eşya gibiYıprandık mı büyüdük mü muammaBu yüzdendir münzevi oluşumuz. Hayat ne can sıkıcı şeyÇocukların oyuncakları örselenirkenVe kötüler kazanırken daima. Biz bu gece ışıkları söndürelimPazen…

  • Anlat Bileyim

    suskun ve doğurgan aşk ayetlerinasıl bölündüyse ay dilimi gibiöyle bölündü, öyle döküldü benliğimvurgun yiyen zamanın evecen rahminesöylenecek ne varsa bilinmeyenden yanabir ömür bıraktım yaşamın zarif ellerine ılgın ılgın akan toprağın kısrak suyune rüzgârın hüznüne kanarne de yağmurun damıtık nefesinesustu küle dönen dağın hüzünlü figanıdilin tornasında geçen zaman gibiburam buram cennet kokan bahtımminnet eylemez nemini azat…

  • Türk Şiirinde Eril Gözle Kadın Algısı (2)

    İkinci Yeni şiirinin önemli kurucularından Cemal Süreyya (1931, Erzincan – 9 Ocak 1990, İstanbul)’da kadın ve erotizm, onun şiirinin odak imgesi konumundadır. Kadın ve onun beden algısı ile birlikte cinsellik ve sevişme bir tutku haline gelir onun şiirinde. Kadın bedenine ait unsurlar, alışmamış bağdaştırmalarla yakın veya uzak çeşitli çağrışımları yüklenerek birer erotik imge değeri kazanır….

  • Tanrılar Çağırıyor

    Tanrılar çağırıyor Nemrut’un yükseklerinde güneşe sarıldıkları yerdeÇağırıyor tanrılar…Ebabil kuşlarının muhteşemliğinde…Mezopotamya’nın yemyeşil vadilerinin Perçenek’le buluştuğu…Geniş verimli düzlüklerde sesleniyorlar.Tanrılar gözleri çukur şafakların tan yeriyle buluştuğu mavilikte…Çağırıyorlar beni…Sesleniyorlar birer birer …Delercesine kulakları sesleniyorlar zirvenin esintisiyle çağırıyorlar tanrılar ısrarla inançla…Gün doğumu ve batımlarında yankılanıyor inceden isyankar sesleri. Yüreğimde yüreğimi oyarcasına…Gideceğim bir şafak vakti giyinip al fırfırları olan hasret dolu…

  • Köyüm, Çocukluğum, Atatürk

    “İnsan, çocukluğunda aldığı gıdalar kadar ürün verir.”(Gıda; ahlaklı, adaletli, bilgili, görev ve sorumluluklarını bilen, üretken, yaşatmaya odaklı, din, dil, ırk ayrımı yapmayan, paylaşımcı ve merhametli)Başının üstüdür, elleriyle tutar gökyüzünü. Dünya, şu tepenin arkası, biraz da dağların ötesi, duruşuyla anlatır hayatı. Mutsuzluğu ağlamak, özgürce kahkaha atmaktır varlığı, bilmeden çirkinlikleri, savaşı, zulmü, sefaleti! Unutup dünkü kavgaları, yarına…

  • Ölümlü Gölge

    herkesin derdinden pay alırkenkendini böyle neylersinsığar mı bunca yük bu kucağabu dertle nasıl gönül eylersin bırak dönsün dünyabiraz da senden yanagiden gitsin böyle giderse sensuların, yolların, güllerinhatta gölgelerin ölüsüne bileağlarsın Oya Gündüz Aksu 4. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir