kimbilir kaç kerte atladık güzelliklerden

Kim diyor
Biz hiç ölmedik-
Öyle bir öldük’lerle
Öldük ki
Yaşamak sanıyoruz
Ölmüş’lüğümüzü!
Bir yanımız ‘hayır’ diyor
Bir yanımız ‘evet’
Hiç de kolay olmadı:
Yırtıldı yüreğimizin çeper’leri
Sıyrılamadık bir türlü
Sıyrılamadık
Bizi ölüme yontan
Ellerimizden!
Yaka-yıka dünyayı
Yalanlarla törpülüyoruz içimizi:
‘Yaşıyoruz işte’ diyor bir yanımız
Ölüyoruz oysaki!
Bir o hayır, bir bu evet
Bir cehennem bu
Cehennem!

Körük’ler har’lıyor ateşi
İnip kalkıyor örs’lerde çekiç’ler
Çeliğin hasına dönüşecek demir
Basma, desen, suya- boşuna
Basıyor suya:
İşte ellerimizde kılıç
İşte cehennemin iki atlı’sı
İşte çalakılıç
Çalakılıç biçiyor
Biçiyor kendi’lerini engelleyen
Kendi’lerini
Ve hayâllerini görkemli yarınların!
Şimdi çoğalıyoruz işte
Bir nasıl çoğalıyoruz
Son gürlüğümüz bu
Son’un çoğalımı
Yok başka çoğalım
Başka kuşak da yok
Öldük’lerimizle geldik
Buraya kadar:
Consummatum est!

Similar Posts

  • sevgi ne ola

    Bir atom altı parçacığın yörüngesindeyken birden bire başka bir parçacığa çekilmesinin nedenini düşündünüz mü hiç? Bir mikroskopla tek hücrelinin ikiye bölünmesini izlediniz, derin sularda yumurtalarını bekleyen balığın kalp çırpıntısını duyumsadınız mı? Ya da bir erkek güvercinin dişi bir güvercine dokunuşunu gördünüz mü? Bir belgesel filmde ölmek için giden bir fili takip edip o yerdeki kemikleri…

  • çatıdaki saksağan

    çatıda zamanlı zamansız koşuşturanve ansızın yüreğimi hoplatanuzun kuyruklu kuşne zaman mesken edindin orayınerde çatımızda yıllardır yuva yapan baykuş çok zaman oldu değil mianımsamasam da benyıllar hızla savurdu üzerimizden yongalarıoysa değişmesi ne kadar da normal her şeyinpeki ya her şey için, herkes için sızlayan yüreğimbir tek onun huyudur değişmeyen bilirim, kabullenmeline gelmiş de eyvallah dememiş ki…

  • efkâr üfürüyor rüzgâr

    Dalgaların dili öfkeli bugünSeni kulaçlıyorum denizin mavisindeİçimdeki boşluğu dövüyor adınSözcüklerin sesi tutulmuşDüşünce masa kuruyor sahilde… İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,Elleri ayrılık kokan.Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısındaKurumuş pınar ıssızlığında şehirSeni adımlıyor yorgun patikalar,Her gün doğumunda… Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgârElleri kelepçeli gülüşleriminMasamda yığınla eskimiş anılarÖyle büyük ki içimdeki uzaklığınSensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var… 3. sayıdan

  • Neva Müzik Atölyesi

    KORO MÜZİĞİ VE KORO KÜLTÜRÜNÜN TOPLUMSAL YAŞAMA ETKİLERİ Kültür toplumların kendilerine özgü olan ve nesilden nesile aktarılan geleneği, göreneği, duyuş ve düşünüşü, sanatı, manevi değerleri’dir.Koro, birden fazla kişinin aynı anda bir müzik eserini icra etmek amacıyla oluşturdukları topluluktur.İnsanlar arasındaki ortak duygu ve düşünceler doğal olarak birlikte şarkı söylemeyi yaratmıştır.Koro, bir anlamda müzikal olarak bir sivil…

  • Aksak Ayrılık Türküleri

    Ay düşer yoluma, izinisürerimSerpiştirdiğim kırıntılar kururKalabalıklara gizlenir yalnızlığımDilimde varoluş arzusu,Deli divane günDoğrulurum Radyonun kulağında kırık bir sesVarlığımıunutan bi-vefaYollarına gül döksemAsi rüzgârlar getirse yapraklarını,Günah dallarımaKavrulurum Kafam karışıkKısır zamanlar saman aleviDüş küskünü kanatsız kuşlarKimsesiz çer çöp günah yuvalarSavrulurum Kahve kokusuna sığınır dilimAh! O kiraz dudaklı çocukluğumAh! O örüklerime sığınan sevgi kokusuİliklerinde can düğmelerSokulurum Karşımda çıkmaz sokakGölgelerde aksak…

  • Köyüm, Çocukluğum, Atatürk

    “İnsan, çocukluğunda aldığı gıdalar kadar ürün verir.”(Gıda; ahlaklı, adaletli, bilgili, görev ve sorumluluklarını bilen, üretken, yaşatmaya odaklı, din, dil, ırk ayrımı yapmayan, paylaşımcı ve merhametli)Başının üstüdür, elleriyle tutar gökyüzünü. Dünya, şu tepenin arkası, biraz da dağların ötesi, duruşuyla anlatır hayatı. Mutsuzluğu ağlamak, özgürce kahkaha atmaktır varlığı, bilmeden çirkinlikleri, savaşı, zulmü, sefaleti! Unutup dünkü kavgaları, yarına…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir