Tanrılar Çağırıyor

Tanrılar çağırıyor Nemrut’un yükseklerinde güneşe sarıldıkları yerde
Çağırıyor tanrılar…
Ebabil kuşlarının muhteşemliğinde…Mezopotamya’nın yemyeşil vadilerinin Perçenek’le buluştuğu…
Geniş verimli düzlüklerde sesleniyorlar.
Tanrılar gözleri çukur şafakların tan yeriyle buluştuğu mavilikte…
Çağırıyorlar beni…
Sesleniyorlar birer birer …
Delercesine kulakları sesleniyorlar zirvenin esintisiyle çağırıyorlar tanrılar ısrarla inançla…
Gün doğumu ve batımlarında yankılanıyor inceden isyankar sesleri. Yüreğimde yüreğimi oyarcasına…
Gideceğim bir şafak vakti giyinip al fırfırları olan hasret dolu kendimi etekleri gün kızılı tanrıların donuk durgun bakışlı ululuğuna yaslanıp yüz sürmek için gidecegim.
Bütün kötülüklere inat isyan eden tanrıların çığlığını kuşanıp Nemrut’un suya hasret kavruk sarışın toprağıyla gökkuşağı heybemi beleyip umudun mavisini şafağın kızılına taşımaya,
Güneşin sıcağıyla tutuşmaya,
Tutuşturmaya,
Tanrıların çağrısı Güneşle buluştukları sarışın kızıllıkta…
Tanrıların çağrısıdır bazı yolculuklar, yollar. Çağrıya kulak vermek gerekir. Meşakkatli, yorucu olsa da sonunda açılan kapılar hayradır hayırlıdır.
Öyle yaptık biz de Akdoğan Yayınevi’nin davetine karşılık verip çıktık Ankara’nın düzgün asfaltı yağ gibi kayan yoluna seyahetimiz İzmir den Ankara’ya gece başlayan telaşlı heyecanlı bir yolculuk bizi tanıştırdı yeni dostlarla şiir öykü kokan umut dolu yüreklerle.
Daha otobüse binmeden karşılaştık Hatice Eğilmez Kaya ve eşi ile. Beklemektelerdi otobüs garajinda. Bakışları ve ses tonu sıcacık Hatice Hanım seslendi bana ayaküstü konuştuk coşkuyla…
Sonra yola çıkmak için binip otobüsü daldık kendi dünyamızda sabahki kitap fuarında yaşayacağımız güzelliklere. Otobüs mola verince Nurdan Aladağ ile tanıştık.
Hareketli konuşkan bir çan daha. Neşelendik yaptığımız sohbetle…
Sabahın ilk ışıklarıyla Ankara’da kar yağışı karşıladı bizi. Hava beyaz ve soğuk da olsa biz sıcacıktık, yüreğimiz çoşkulu, kar yağışının narinliğinde inip garajda fuar mekanına gitmek için yürüdük metroya…
Üniversite yıllarımın şehri Ankara. Üç yıl önce buluşup üniversite arkadaşlarımla gitmiştim o yıllara anılara. Yeniden kitap fuarı vesilesiyle çağırdı beni Ankara. O zamanlarda düzenli bir şehirdi, insanları kibar ve saygılı hiç değişmemişti. Ankara yine aynı zerafet insanlarda, aynı düzen şehirde. Metroyla Kızılay aktarmalı ulaştık fuarın oldugu mekana. Vakit çok erken olduğundan hareket azdı henüz. Çalışanlar gelmişlerdi temizlik vardı biz de geçip oturduk kafesine. Ben mekanı dolaşmak için oldukça büyük fuar alanında turladım. Mis gibi kitap kokuyordu ortalık. Stantlar kapalı idi saat erken olduğundan. Ruhumun bana seslendiğini duydum bir ara. İyi ki buradasın dedi usulca. Sonrasında kahvaltı dinlenme ve akan zamanla insanlar gelmeye başladı. Fuar alanına. Görevliler ziyaretçilerle dolmaya başladı koca alan…
Kamil Akdoğan, Adil Başoğul ve diğer arkadaşlarla tanıştık. Kocaman renkli bir uçurtmanın gökyüzündeki özgürlüğünün mutluluğa sarıldığı gibi umuda sarıldı içim. Şen oldu yüreğim. Sohbetin sıcaklığı yüreğime yayıldı. Herkese imza için ayrılan bir saat vardı ve hepimiz heyecanın kollarındaydık. İyi ki dedim içimden yolumuz kesişmiş bu canlarla.
Sonrasında güzel bir yürek olan Gonca Dolu ile tanıştık. İnsanlara değerverir kıymetli bir can. Sevgi dolu sözleriyle enerjisi sardı bizi. Ve Leyla Karataş cana yakın egosuz temiz bir yürek. Konuşmalarıyla canlandı bulunduğumuz ortam.
Biz de kendi standımıza doğru yürüdük. Henüz kimse yoktu. Kendimizi hiç yabancı hissetmeden standı açtık. Süleyman eserlerinden getirmişti fuar için İzmir’den. Uygun yerlere yerleştirip eserlerini biraz da foto çekilince standın değerli canları hep birlikte geldiler. Benim imza saatim içinde zaman ayırıp gelen değerli can arkadaşlarım vardı üniversiteden. Çok mutlu oldum tabii ki. Gelmek isteyip de gelemeyen arkadaşlarımsa tebrik ettiler arayıp, sağ olsun hepsi. İmza için standa geçince yaşadığım çoşku inanılmaz hoştu. Benim için gelen arkadaşlarım beni kutlayıp imzalı kitabımı aldılar.
Yayınevinin değerli yazar grubu ile karşılıklı kitap imzalayıp verdik birbirimize. Kamil bey gülen gözlerle izledi bizi uzaktan. Fotolar çekildi o an. Objektifler bize döndü. Süleyman’ın eserleri ise tüm muhteşemlikleri ile standa farklılık kattı. Gurur keyif karışık karşılıklı sohbetlerle aktı zaman gün akşam için hazırlandığında biz vedalaşıp Kamil bey ve diğer can arkadaşlarla ayrıldık Fuar alanından.
Çok kıymetli dostlarımız beraber kutlayalım diye güzel bir mekana akşam yemeği rezervasyonu yaptırmışlar. Değerli iki can Okşan ve Ümit Güçsav çifti. Çok hoş saatler geçirdik onlarla bir Ankara akşamının ışıltısında.
Sohbetin demine vurduk günün değerlendirmesi ile yad ettik yeniden yaşadığımız coşkulu heyecanı. İlk defa imza günü için katıldığım kitap fuarı güzel izler bıraktı ruhumda. Yıllardır yazı dilimin şiirle buluştuğu zamanların en iyisi idi yaşadığım. Üretmenin verdiği büyük sevinçle üreten diğer can arkadaşlarımı tanımanın ve de Kamil Akdoğan ile tanışmanın büyük değerli sevinci karıştı birbirine. Tekrar ve yeniden tüm yorgunluğumuza rağmen iyi ki gelmişiz deyip bir daha buluşmak üzere uğurladı dostlarımız bizi telaşlı ve heyecanlı gittiğimiz Ankara’dan İzmir e geri dönüş yolculuğuna.
Tanrılar çağırmıştı beni.
Karşılık buldu içimde davetleri…

4. sayıdan

Similar Posts

  • Küskün Budala

    Sarhoş kalkar artık günler,miskin, ölgün, sağrıAkşamın eteklerine dolanmaya başlarkeşkelerin yansımalarıBulutlardan yapılma günlerden geçergecenin pençeli uçucuları… Öyle ki,Ay ışığında vaftizlenir küskün çınlak sırça anılar Şöyle ki,Krater olur sevgi sönüşünde kararsız sözlerin Bil ki ,Budala hep sevdiği yüzü düşlermiş Sen ki ,Hep güzel kal, ebedi aşkın yüzü. Bülent Bulut

  • SUYA ATILAN RENKLER İRAN EDEBİYATINDA BİR SES:AYGÜN EROĞLU

    “Gökyüzüne dönmeliGözleri mavi bir şiir aramalıSonra tüm bahçelerin kapısını açık bırakmalıÖzgür olmak ne zor karanlıkta?”Kendi kendime sorular soruyorum. Güzel olan, içimde uyanan bir hatıranın resmi gibi geliyor. Hafıza böyle bir şey diyorum. Bizi yaralayan pek çok şeyin, büyük acıların ölçülerini tartıyorum. Şairlerin hafızasını ve yaralarının derinliğini düşünüyorum. Suya renkler bırakıyorlar. Sessiz tanıklar var düşlerinde. Işığın…

  • Yol

    Vakit dar,Yollar ise yine o bildiğin çamurlu ve bozuk,Yollar keşmekeş, yollar viran,Uzaktan bakarsan ay gibi ışıldak,Yakına gelince şayet yamalı bir heybe,O yollar yok mu?Üzerine milyonlarca ayağın bastığı,Arabaların, bisikletlerin, yığınla taşıtın bir o yana bir bu yana gezdirip durduğu,Dar vakitle mücadele ettiğin yol,Bazen nefret ettiğin, bazen taze ekmek kokusu kadar sevdiğin,Bir yere gittiğine inandığın ama hep…

  • Görüntülükte Dizelerim

    Seni köleleştirmek içinİçinden çıkınca o narsistSeni uykuların uykusuna atmak içinBilinçaltı kabuslar canlanıncaBaşarmış olacaklar şeytanın işini Sen sonsuz bir özdensinGizli ışık varlığı birliğe gidensinVe dijital kuyularda bir Yusuf…İçinden çıktıkça sevgiKendini bildikçeYapmış olacaksın Yaradan’ın işini Seni özgürleştirmek içinBu dijital sınavBütünün hayrınaAdalet ve doğrulukHep birlikte yönetmekVe şeytan dedikleriŞizofren narsist gölgeYanızca bir korkulukOku görüntülükte dizelerimiHazzı seçmeden önce Cüneyt Gültakın

  • Aklıma Düşüşün

    Aklıma düşüşün hoş etti beniElinden bir kahve içmiş gibiyimGözlerin gönlüme döşetti anıSenli bir zamana geçmiş gibiyim Toplarken maviyi yeşile atıpBiraz da buluta kızıllık katıpYağmuru rüzgârı dalda oynatıpSenli bir sabahı seçmiş gibiyim Köprünün altında şarabi sularDüşümde saçların avucumdalarDere sularından ser hoş nidalarSenli bir akşamı aşmış gibiyim Gölgen cama vurmuş ayın aksindeYıldızlar odana girip baksın daKadehten dudağa…

  • gölge, günah ve kedi: aslıhan tüylüoğlu

    Aslıhan Tüylüoğlu, edebiyat yolunda uzun mesafe koşucusu olan bir edebiyat emekçisi. Kadın duyarlığıyla toplumsal, bireysel sorunları, açmazları şiirlerine taşıyan bir şair. Yaşamın içinde düşündüğü, sorguladığı zamanı, insanla, doğayla ne varsa biriktirdiklerini heybesine dolduruyor. Taşıdığı, ağırlığı olan bu yükler o kadar fazlalaşıyor ki dirimsel kaleminden dizelere düşüyor. Yaşamın sıkıntıları, acıları, aşkları, yalnızlıkları, umutları, umutsuzlukları dile geliyor;…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir