iyiyim seni beklerken*

Bugün buluşalım, sözcüklerini de getir
‘aşk’ olsun ama ‘karanlık’ olmasın aralarında
‘savaş’ olmasın, ‘ölüm’ olmasın.
Seninle birlikte ‘yağmur’ da gelsin
‘kediyi’ de unutma
duyduğun ‘toprağın sesi’
hayat diye mırıldan.

Bedeli ödenmiştir, daha da ödenecek
‘özgürlük’ senin gülüşün olsun
avuçlarında ‘gökyüzü’
gelirken işçilere de uğra
onlara bırak ikimizin kalbini.

İnsan bir sözcük olarak doğar
sonra anlamı büyür, zedelenmesin
çocuğuna da söyle
sözcüklerin saçlarını tarasın
kitap okurken silsin bazılarını
yeniden yazsın ama kazısın ‘yalan’ olanı.

İyiyim seni beklerken
“gelince birlikte çiçek açarız.”

Dünya 2021
*) Veysel Çolak’ın yakında yayımlanacak
“Hatırla Ne Güzeldin” adlı dosyasından

2. sayıdan

Similar Posts

  • Suriyeli Çocuk

    günceler arasına arşivlenen yarınlarıuzayıp gider sayfalar boyugüne selam verince suriyeli çocukellerinde kimsesizliğiyletutuşur ellerimiztutuşur ülkesizliğivarlığı öksüz bir hürriyettir suriyeli çocuküstünde uçuşup durankurşunlara asılmış künyesidengbej seslerine karışır çığlığıürperir eşyakin tutar ushayatlar devşirir sürgünlüğüaçlığı kemirengözleri gün batımı mülteci çocukçıldırmış öfkesiylecenk ettirir çocukluğunubedeninden çekilmiş kanıylayurdundan yurdumuzayaşama vedaya gelmiş suriyeli çocuk

  • vedalar parmak uçlarıyla yıkanıyor

    kuşların tüyünü emen gökdelen ne bilsin unutmayıelinde bulut dolu günler, dalıp geçtiğimelimde tükendi derinliği yaşım kadar bir sabahgölgem zor geçen bir günün cesedi kuşlar çabuk ölür, kediler, köpekler çabukinsanlar yaşıyorsunuz dahaherkes akşamını döksünkıt kanaat bir rüyaya borçlanacağızgece nasıldır sizde? petşoplardan kokan mutlulukveyahut hoşça kal sözcüğünden yapılan bir yüzük *sonbaharın kuşları oyaladığı vakitkentler terliyor, yaprakların öyküsü…

  • Sanatın Ahengi

    Bir şair özeni duyarım sevgindeHer kelime yerinde, özgün, ahenkliAşk ve yalnızlık arası tat alıp demindeÖyle bir şiir sıcaklığı aramızdaki Bir ressam sabrı bulurum sevgindeHer figür özenli darbeler bile yerindeHer renk birbirini nasıl tamamlıyor böyleSevgin kıymetli bir tablo, altın değerinde Heykeltıraş titizliği aşkı gösterişinKalıplar ve alçılar iş bitince yerle birYersiz fazlalığı atmak ister senin işinKıymeti kaybolmaz…

  • Kül ve Rüzgar

    Dar günler geçiriyorum bıçağımı bilerkeniğde zamanı, duygularım delik deşik, tedirginburuşturup attığım akşamlar oluyorher sözcüğün arkasına bakıyorumharflerin arkasına, bulamıyorummeğer sen suskunluğuna gizleniyorsun. Saçlarım azaldı iyice, alnım eskidiyaşlandı sesimçok özledim haylazlığımı. Ölü bir dile çalışıyorum, olsunhiç değilse kendimle konuşurum. Birlikte sevdiğimiz kediler oldubırak bu halk yalanını söylesinbir ömür yanımdan geçip gitmiş gibisin. Bilirim, yağmur yağsa sevinirsinbu yüzden…

  • anne kedi

    Hastane odasındaki elli iki ekran televizyonda gözlerini sonuna kadar açıp televizyona baksa bile hiçbir şey göremiyordu. Görüntüler ve sesler bulanık bir şekilde değişiyordu. Onunsa aklında tutamadığı sözler vardı, gerçekleştiremediği hayaller… Sürekli yaptıklarının ve yapamadıklarının muhasebesini yapıyordu yorgun zihninde. Neden kendi hayatında söz sahibi değildi sanki? İçine çekildiği yoklukta, sahiplenemediği kimsesizlikte neden istediklerini rahatlıkla yapamıyordu? Bu…

  • Aşağıdakiler

    İKİNCİ BÖLÜM Laurentius ile Zoe her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyorlardı. Birbirlerini görmedikleri günler geçmek bilmiyor, siparişlerin teslim günündeyse sürenin kısalığına hayıflanıyorlardı. Laurentius Yeraltı Şehrinin İdarecisinin oğlu olduğunu itiraf etmişti genç kıza. Genç kız saçlarını kır çiçekleriyle süslüyordu ekseri. Sepetinde çoğunlukla delikanlıya pişirdiği sıcak kurabiyeler oluyordu. Birkaç cümle de olsa konuşuyorlardı. Zoe pazara çıktığında…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir