MÜNİH’TE BİR BEETHOVEN YEDİ SONRASI

insan sınır aşırıdır
erguvan bir gün batımında
münih’te marienplatz akşamı
donuk bakışlı st petersburg kilisesi
bir ürpetiden başka neydi

erzurum’da çifte minare
ilk tapu senedi yurdun
hiç gitmediğim
sert ve mağrur kült
içimi burkan yanılgı

baverian state’de bir beethowen yedi
kuru gürültü müydü
narin bacaklı kıvrak kuğular minicik parmaklarıyla
süzülürken
bayburt’un anlayamadığı
benim de kültürümdü

eziklik nedir gördüm
ziya paşa’nın öykündüğü kâşane buydu
o yapılarda duyduğum kompleks
kahreden bir yenilgiydi
söylemi nasıldı /betofen mi beytovın mı
öylesine türkçeydi ki dilim freng’e dönmüyordu

bindim bir çartere gittim o hasrete
anladım sınır aşırı da olsam ben bir türk’tüm
sarıldım sultanahmet’e / öptüm /öptüm
iki damla göz yaşında eridi kompleksim

bağlandığın yerde tarihin senden bir tortusu olmalı
vatan öyle bir şeydir

Hamit Oral

Similar Posts

  • Aşağıdakiler

    İKİNCİ BÖLÜM Laurentius ile Zoe her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyorlardı. Birbirlerini görmedikleri günler geçmek bilmiyor, siparişlerin teslim günündeyse sürenin kısalığına hayıflanıyorlardı. Laurentius Yeraltı Şehrinin İdarecisinin oğlu olduğunu itiraf etmişti genç kıza. Genç kız saçlarını kır çiçekleriyle süslüyordu ekseri. Sepetinde çoğunlukla delikanlıya pişirdiği sıcak kurabiyeler oluyordu. Birkaç cümle de olsa konuşuyorlardı. Zoe pazara çıktığında…

  • Gitmeliyim Artık

    “geceyi kim yaktı böyle sustuğum yerde”diyen kardeşimfotoğraftaki yüzümün mevsimlerindekonakla hele bir yolayaza esir düşmüşağlamaklı çizgiler mi göreceksinilkyaz çoğaltımında gülüşler mi gözlerimde sürgün izleri taşıyorumarkadaş seslerini deriyorum gökyüzündenbir çocuk arsızlığıyla paylaşarak yalnızlığımıgitmek istiyorumgünlerin bilinmeyen suretinden yol alıpaykırı aşkların yaşanmadığı yerlere puslu bir akşamdı dün sarhoşu dinledim“böyle değildim eskidenyitirdim erdemimi sonra kadınımıbilmediğim sorular çoğaldı bilmediğim dillerdekendimi kaçtım…

  • Teselli

    Sokakta oynayan çocukları o anda bir heyecan sardı. İçlerinden biri:-Cadı geliyor kaçınnnnnn diye bağırınca hepsi başka yönlere koştular. Sokakta, emekli olmayı düşleyen, ufacık yüzüne karşın oldukça büyük burunlu, soluk yüzlü, elâ denmeyecek kadar yeşil gözlü, sıska ve aslında kimseye zararı olmayan kendi halinde bir adamcağız evine doğru yürüyordu. Yorgunluğu yüreğine islemiş, rüzgârlı bir günün tozlarıyla…

  • SÖZCÜKLERİN KALBİNE YOLCULUK: EĞİTİMCİ YAZAR İSMAİL ZORBA İLE EDEBİYAT ÜZERİNE

    Bazı kalemler vardır, harfleriyle sadece cümleler kurmaz; aynı zamanda insanın iç yolculuğuna yoldaş olur. Eğitimci yazar İsmail Zorba da o kalemlerden biri. Sınıfın içinde öğrencilerine bir öğretmen olarak seslenen Zorba, yazın dünyasında ise okuyucusuna bir yoldaş, bir iç ses, bazen bir sığınak gibi yaklaşır. Onun kalemiyle yazılan her kitap, bir ruh çağrısı gibidir; kimi zaman…

  • CANAN SANLI İLE EDEBİYAT VE ŞİİR ÜZERİNE

    Ş. Akbaba: Sizi tanıdıkça ne kadar çalışkan, verimli ve başarılı bir yazar, şair olduğunuzu gördük. Şiir kitaplarınızın yanında inceleme kitaplarınız da var. Şiirle başlayıp araştırma incelemeye doğru giden yolculuğunuzda şiir ve incelemenin yeri nedir, aralarındaki iletişim nasıldır? C. Sanlı:Değerli sözleriniz ve nazik değerlendirmeleriniz için içtenlikle teşekkür ederim. Edebiyatın o uçsuz bucaksız evreninde var olmaya ve…

  • O Gece

    Ben aslında hiçbir canlıyı öldürmek istemem. Tabi ki oldu hatalarımız. Bazen bir sineği bazen bir karıncayı nadiren örümcek öldürdüm. Sineğin kanat sesine, karıncaların istilacı çeteler gibi saldırmasına, örümceğin tam evimizin köşesine ağlarını örmesine kızdık kimi zaman. Oysaki onların bizim kızacağımızdan haberi var mıydı? Sinek vızz vızz uçtuğu odanın, karıncalar saldırdığı, yere düşmüş Karpuz çekirdeğinin, örümcek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir