kendine ait oda

Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” kitabı kadın hareketinin önemli yapıtlarından biri. Virginia Woolf, “kadın ve edebiyat” konusunu işlediği bu kitapta şu sorunun yanıtını arıyor: Edebiyat tarihinde neden kadının adı yok?
Virginia Woolf, Kitap boyunca tarihsel akış içinde kadının yerini ve konumunu sorguluyor. 20 yüzyıla gelene dek ataerkil toplum düzeninin kadını nasıl ikinci plana ittiğini, kadın-erkek eşitsizliğinin yol açtığı yaraları bir bir örnekliyor. Kadının toplumsal, hukuksal, siyasi haklardan uzak tutulmasının, eğitimini ve entelektüel varlığını geliştirmek varken eve, mutfağa ve çocuk bakımına hapsedilmesinin sonuçlarını irdeliyor. İşte kadın ve edebiyat gerçeği:
“Şiir kitaplarını baştan sona işgal etmiş, tarihte ise adı geçmiyor. Kurmacalarda kralların ve fatihlerin hayatlarına hükmediyor; gerçek hayatta ailesinin parmağına zorla yüzük taktığı herhangi bir delikanlının kölesi. Dudaklarından edebiyatın en ilham verici sözcükleri, en derin duygularından bazıları dökülüyor, gerçek hayatta okuması yazması yok, zor heceliyor sözcükleri ve kocasının malı durumunda.”
Yukarıdaki satırların yazarı bir İngiliz kadın yazar.
Demek ki kadınların kaderi Doğu’da da Batı’da da aynı süreçten geçiyor. Ataerkil yapının dayattığı eşitsizlik coğrafya tanımıyor.
Virginia Woolf (1882-1941) Roman yazarı, eleştirmen; bilinçakışı tekniğinin yetkin kalemi… Peki ne istiyor kadınlardan? Yazmalarını.
Kadınların yazmalarının önünde en büyük engel olarak “para”yı ve “özgür bir çalışma ortamı”na sahip olmamalarını görüyor: “Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa parası ve kendisine ait bir odası olmalıdır.” diyor.
Peki kadınlar niçin yazmalı? “İnsanın kendisi olması” için. “Yüce amaçların ve soylu duygular”ın ötesinde, kendi varoluşunu gerçekleştirmek adına:
“Sizlerden sorumluluklarınızı hatırlamanızı, yükselmenizi, daha akıllı olmanızı rica ediyorum. Ne kadar çok şeyin size bağlı olduğunu, gelecek üzerinde ne kadar etkiniz olabileceğini hatırlatmalıyım.”
Kadın-erkek eşitliği konusunda önemli kazanımların elde edildiği çağımızda, kadınların okuması, entelektüel birikime sahip olması ve bu birikimin meyvelerini “yazarak” insanlıkla paylaşması adil ve eşitlikçi bir dünyanın kurulmasına önemli katkılar sağlayacaktır.
Para ve kendine ait bir oda. Zor ama imkansız değil.
İyi ki yazmışsın bu kitabı Virginia Woolf!
Haydi kadınlar okumaya ve yazmaya!

2. sayıdan

Similar Posts

  • efkâr üfürüyor rüzgâr

    Dalgaların dili öfkeli bugünSeni kulaçlıyorum denizin mavisindeİçimdeki boşluğu dövüyor adınSözcüklerin sesi tutulmuşDüşünce masa kuruyor sahilde… İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,Elleri ayrılık kokan.Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısındaKurumuş pınar ıssızlığında şehirSeni adımlıyor yorgun patikalar,Her gün doğumunda… Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgârElleri kelepçeli gülüşleriminMasamda yığınla eskimiş anılarÖyle büyük ki içimdeki uzaklığınSensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var… 3. sayıdan

  • ateşin böcekleri

    uyku gözlerimde ısrarlı konukkapalıyım konuşan kendimeiçim çekiliyor, kin tutabilir beniseherle kucaklaştığım saatler nerede derinleşiyorum durmak bilmedengecenin zorba mahkumluğundaama bir o kadar da mahzun yanındadinginliği ise aranılan sığınak raks edip, benden şarkılar söyleyenateş çemberindeki ateşin böceklerigözlerimle gök arasındauyanık halimin büyülü kârı ânı solurkengece güzel bir mey oluyorbir ışık serpiliyorkendimi aradığım suların üzerineyok ikendönüşümle pencereni aç 4….

  • buluta sarılı izler

    Farkında mısın?Geceler daha bir uzuyor şimdi aydınlığımı alıp,Düne döndüm de geçendeIlkım-salkım anıların aralığındanO günlere şöyle eğilip baktım bir;Senin izlerini gördüm yine.İlkin, aşkımın nefesi sıvalı o ay yüzündeBayrak gibi nasıl dalgalandığını gördümKara üzüm rengi saçlarının,Belliydi gözlerinin uzak bir zamanın kuytusunda büyüdüğü,Yüreğin ki özlemin kamçıladığıBir sevdayı dokumuştu sabrın kiliminde,Kiraz bahçeleri gibi çiçekliydin,Beni soruyordu dudakların uçan mevsimlere.Seni böyle…

  • Bozkırda Üç Gül

    Köyler içinde bir köy Tuzla!Ne inci mercan yüklü bir kervanı var,Ne de sırtında bir asker kabutu,Kuru soğuğu dondurur, güneşi kavurup yakar..Köyler içinde bir köy Tuzla!Bir Teslime Ana yaşar burada,Çarığı iyi bilir, gölden tuz çekmesini,Bir de güllü katmer yapmasını tandırda..Yoksul tor tayların bilge anası o,Bozkırın terinden siyim siyim gözyaşı,Neyine yüksek evler, bey konakları neyine!Dağın gür sesidir…

  • Yıldızlar Sönerken

    dağlar nasıl kayboluyorsa gözden yavaş yavaşöyle kayboluyor yüreğimden izlerinsesin, sihrin her şeyinakşam oldu olacako soğuk karanlığı sarıyor tenimi – evreninyıldızlar sönükyıldızlar yetim denizin göğü öptüğü bir yer varorda demleniyor sabah eminimgün doğdu doğacakkutuplar yer değiştiriyor rüzgâr kuzeye dönmüşkuşlar uçuşuyor içimde rengârenk kuşlaro sonsuz çekimi sarıyor hevesimi-evreninsöz sönüksöz yetim ben şimdi sana ne diyeyimben şimdi sana…

  • Ayakta Ölmek

    Dağınık gözlerdesaklanmıyor ağlayan yürekkurumuş yaprağınrüzgara direnişi dalındaallaşan yüzün kızarışı gibi… Aklında ölümsüzlükyem olunmuşluk serçeyegüneşi ellerinde tutupvolkanı gölgelerkenyine de buz dağındatitremek gibi… Bulanık sulardagözlerini görmek,ezerek umutsuzluğudimdik yürümek,ayakta ölmekağaçlar gibi… 4. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir