Sessiz Sedasız

Ses-
akıttığım ilk yetinme değildir
Siz-
içinde kaybolduğum
anlamsızlığa bırakılmış ütopyam

Sessizlikle
bin yıl oldu
sürgün edildim
Uyumsuzluklarımdan doğdum
Uyduklarımdan öldüm

O
Son-suz-

Ezile ezile unutmaya zorunlu kılınmış
Adsız diyarsız boşluk
Sevildiğimi duymadan seviştiklerimin ağusudur
Seni_
alt bir tire atarak özleyenler
(Seviyorum)
parantezidir başıboş inanmaların

Yanılgı!
yılanların yüz yıldır koruduğu gömü
Aç
içinden safi yalnızlık çıkar

Hayatı askıya bırakan
Her cümleye kırgınım

Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
Kelebekler uçuşsun karnınızda.
Papatyalar hep seviyor da kalsın.

Bu gece sizin artık, sadece sizin
Biz kapıda köle olmaya razıyız
sizin için

  1. sayıdan

Similar Posts

  • Bozkırda Üç Gül

    Köyler içinde bir köy Tuzla!Ne inci mercan yüklü bir kervanı var,Ne de sırtında bir asker kabutu,Kuru soğuğu dondurur, güneşi kavurup yakar..Köyler içinde bir köy Tuzla!Bir Teslime Ana yaşar burada,Çarığı iyi bilir, gölden tuz çekmesini,Bir de güllü katmer yapmasını tandırda..Yoksul tor tayların bilge anası o,Bozkırın terinden siyim siyim gözyaşı,Neyine yüksek evler, bey konakları neyine!Dağın gür sesidir…

  • genç bir şaire mektup – 3 / bir şiir yarışması

    Nazım Hikmet’i ayrı sayarsak, bana göre Türkçe şiirin yükselişe geçmesi, 1930’ardan sonra başlar. Şu üç olay çok önemli. Birincisi Dağlarca ve üç şiir kitabı (Havaya Çizilen Dünya-1935, Çocuk ve Allah-1940, Çakır’ın Destanı-1945 ), ikincisi Garipçiler ( 1941 ), diğeri 1946’da yapılan şiir yarışması. Yarışmada dereceye giren üç şiir, şimdi bile ayaktadır ve de aşılamamıştır. Bu…

  • Neva Müzik Atölyesi

    KORO MÜZİĞİ VE KORO KÜLTÜRÜNÜN TOPLUMSAL YAŞAMA ETKİLERİ Kültür toplumların kendilerine özgü olan ve nesilden nesile aktarılan geleneği, göreneği, duyuş ve düşünüşü, sanatı, manevi değerleri’dir.Koro, birden fazla kişinin aynı anda bir müzik eserini icra etmek amacıyla oluşturdukları topluluktur.İnsanlar arasındaki ortak duygu ve düşünceler doğal olarak birlikte şarkı söylemeyi yaratmıştır.Koro, bir anlamda müzikal olarak bir sivil…

  • Ben Hüzün

    dalgınlığımsessizce dağılırken kuru bir gölgededökülüyordu yapraklarsararıyordu ayak izlerim Ankara’da bir sonbahar Ayrancı yokuşundan silinenhüznü bol bir geceniniçinden geçip sarılırkenkayıp zamanların kalbinde nasıl özlüyordu koyu karanlık bakışlarınıhüznü bol bir gecenin

  • barışa davet

    Beni bana bıraktınManastır kızıAteş çiçeklerini verdin elimeApollon, Çoban Marsyas’ınNağmelerini dinliyor FrigyaMidas yanı başımdaDipsiz kuyulara sarkık kulaklarıBizi dinliyor sankiKorkar gibisinSırrın nedir sahi… Çırpınışın boşunaHiçbir günahınDünden daha az olmayacakArenadasın!Uğultular; kralın zevkiÖlümüdür gladyatörünSen kiTarihe ulaksın Suçıkan’daGöktaşı dem’inde bir sevdaBarışırsak Manastır kızıKabuklaşmış gün ışığındaHelen de kurtulurTruva da. 2. sayıdan

  • tren mi hızlıyoksa bırakıp giden mi?

    “Abla, kusuruma bakma ama neden ağlıyorsun?”“…”“Abla iyi misin?”“….”“Abla”“Pardon anlamadım. Bir şey mi dediniz?”“Ha abla kulaklık mı vardı kulağında. Niye ağlıyorsun diye soruyordum ben de.”“…”“Canını sıkma abla. Bu hayatta hiçbir şey için ağlamaya değmez.”“Önemli bir şey yok. Teşekkür ederim. Size iyi yolculuklar…”“Haaa ablam hele önemli bir şey değilse hiç değmez ağlamaya. Sıkma canını. Ne gerek var,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir