Kehkeşan

Aldım Zühre’yi elime,
Işık oldu, yol oldu,
Kehkeşan’da dolaştım.
Kederi, yalnızlığı,
Küçük hesaplaşmaları,
Kıyımda köşemde
Birikmiş bütün acıları
Yıldızlara astım.
Ayla göz göze geldik,
Selamlaştım.
Dünya dedikleri sofra
Koskocaman bir sini,
Bir yer bulup
Kıyısına yanaştım.
El ettim,
Garsonun adı Nasip,
“Hele bir bak bu yana!
Gelirken bir bardak
Huzur getir.”
Dünya hali,
Yudumlarım, dertlerim
Dizilince boğazıma…
Çok acıkmışım,
Doyurabilir misin ruhumu?
En sıcağından
Bir kase sevgi,
Üzerine bir tutam merhamet.
Bekletme, acele et,
Koca bir tabak mutluluk
İlave yanına.
Sevinçten ağlarım,
Teselliyi unutma.
Biraz da acı, hasret ekle,
Yaksa da canımı
Tuzu biberi olsun.
Bir yanıma beni sevenler,
Bir yanıma nefret edenler
Otursun.
Hepimize yeter bu sofra,
Bir kadeh neşe

Kedere kapak olsun.
İsteyene kahkaha benden,
Nasip bulsun, getirsin
Çin’den, Yemen’den.
Kimse kalkmasın
Sofradan erken.
Üstüne bir tabak umut,
Herkes bir çatal alsın.

Unutma Nasip,
Faniler değişse de
İkramlar hep aynı kalsın.
Kehkeşan hepimizin,
Küslükler, kavgalar, savaşlar
Kara deliklerde yol alsın.
Dünya iyilere kalsın…

Zehra Öztürk

Similar Posts

  • Güneşli Bir Düş

    üflesem sesimden sesine sözcüklerbir rüzgâr olsa, konsa çiçek ağzınanehir olsa sonra, senden dökülse üflesem ya ömrümden ömrüne bir sıhhatkırılıversem sonra, göverdiğin gün yeryüzündetoz olsam kül olsam savrulsam… ey benim yazık olmuş yanımayanağıma konmayana ey!uykusu kaçarmış kanadından düşünce bir tüygüvercin midir o dönen çalgınabir güvercin kalp midir üşüyen artıkkırılıp döküldükten hemen sonra sarsam seni teninde can…

  • Teselli

    Sokakta oynayan çocukları o anda bir heyecan sardı. İçlerinden biri:-Cadı geliyor kaçınnnnnn diye bağırınca hepsi başka yönlere koştular. Sokakta, emekli olmayı düşleyen, ufacık yüzüne karşın oldukça büyük burunlu, soluk yüzlü, elâ denmeyecek kadar yeşil gözlü, sıska ve aslında kimseye zararı olmayan kendi halinde bir adamcağız evine doğru yürüyordu. Yorgunluğu yüreğine islemiş, rüzgârlı bir günün tozlarıyla…

  • Eylül Şarkısı

    bir dolunaydaeskimek yokuş yukarı silik bir ezgiyleyanıklanmak şehirde düş batımı sohbetleriylekaybolmak hecelerde kısalan gölgeleriyleyürümek uzun bir yolda sessizlik şarkısıylaaklı başında umudu sırtındabuluşmak yaşamın kıyısında uzanmak gökyüzünedokunmak buluta yeniden umutlayeniden neşeyle Aslı Özer

  • TARİFELİ İNTİHARLAR İSKELESİ

    sayfa numarası olmayan bir gününsatırbaşı sokağısararmış duvarlara sırtını yaslayan kadınlarkendi geçmişiyle konuşuyordu günleri eksik basılmış takvimlertedavülden kalkmış yollar aştımkaç nehir gördüm rüzgarlıayaksız asma köprülerde mandalsız asılı uçurumları örten gölgeler ciltlenmemiş gökyüzüherkes farklı yerinden okur sırasını geçmişinçevirdikçe iç sesimin dağılmış sayfalarınıyankısı tarifeli intiharlar iskelesi Murat Yazıcı

  • O Gece

    Ben aslında hiçbir canlıyı öldürmek istemem. Tabi ki oldu hatalarımız. Bazen bir sineği bazen bir karıncayı nadiren örümcek öldürdüm. Sineğin kanat sesine, karıncaların istilacı çeteler gibi saldırmasına, örümceğin tam evimizin köşesine ağlarını örmesine kızdık kimi zaman. Oysaki onların bizim kızacağımızdan haberi var mıydı? Sinek vızz vızz uçtuğu odanın, karıncalar saldırdığı, yere düşmüş Karpuz çekirdeğinin, örümcek…

  • Yas

    ateş, taş, ölüm yağıyordu başımızagök ellerini kapatmış yüzüne ağlıyordukuş sürüleri, sızı yüklü bulutlar, korkulu rüzgârdöne döne çığırıyordu üstümüzdeduvarlar yalımdı, tırabzanlar köz, tavanlar korperdeler tutuşmuş çıralanmıştısadece bedenler değildi tutuşan, sular da tutuşmuştudağlar yıkılmış, seller durmuş, kayalar donmuştuölüm sepyasıyla gelmişseçtiklerini işaretlemiş alıkoymuştu. Temmuz’du, dışarıda çağıldayan bir yaziçerde önce baharlar, sonra güzler, sonra kışlaryani hayat, yani dört mevsimli…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir