Kadim Kent Antakya

tembel öğrenciler gibi
okuldan kaçmış halimizle
ne yapacağımızı bilmeden
tepeden
seyrediyoruz
kadim kent
Antakya’yı
hayır
nasıl başlayacağımızı bilemiyoruz sokaklarında dolaşmanın
kuş olsak diyoruz
güvercin gibi taklalar mı atsak yoksa
ağaç olsak tepelerden gölge veren
yağmur olsak damla damla
kiremitlerle söyleşen
ya da bir evin avlusunda yediveren
uç uç böceği ile göveren

öyle işte
avare avare
eller cepte
hava soğuk
yakamızı birleştiriyoruz da
gökyüzü bizden evvel
inmiş bu şehre
aslında bir kahve
iyi gelecek
avuçlarımıza
gözlerimize
yüreğimize
ve bu kadim kente
ilmek atmış bütün sevgililere

2. sayıdan

Similar Posts

  • Bozkırda Üç Gül

    Köyler içinde bir köy Tuzla!Ne inci mercan yüklü bir kervanı var,Ne de sırtında bir asker kabutu,Kuru soğuğu dondurur, güneşi kavurup yakar..Köyler içinde bir köy Tuzla!Bir Teslime Ana yaşar burada,Çarığı iyi bilir, gölden tuz çekmesini,Bir de güllü katmer yapmasını tandırda..Yoksul tor tayların bilge anası o,Bozkırın terinden siyim siyim gözyaşı,Neyine yüksek evler, bey konakları neyine!Dağın gür sesidir…

  • Yıldızlar Sönerken

    dağlar nasıl kayboluyorsa gözden yavaş yavaşöyle kayboluyor yüreğimden izlerinsesin, sihrin her şeyinakşam oldu olacako soğuk karanlığı sarıyor tenimi – evreninyıldızlar sönükyıldızlar yetim denizin göğü öptüğü bir yer varorda demleniyor sabah eminimgün doğdu doğacakkutuplar yer değiştiriyor rüzgâr kuzeye dönmüşkuşlar uçuşuyor içimde rengârenk kuşlaro sonsuz çekimi sarıyor hevesimi-evreninsöz sönüksöz yetim ben şimdi sana ne diyeyimben şimdi sana…

  • gece ağrısı

    Bana köprücüğünden çekilen ağartıların fizahındakızıl kısrak göklerin şafağını anlatSuskularından damlayan fecrin ahınıHer doğuşunda sabahın yenilenen sessizliğini… Hayal gelsin hayal geçsin ahKirpiğindeki düş sancısınSere serpe eriyişlerin çekimserliğinde göbeğine çekilsin denizlerSüt rengi kesiklerin köpüğünden kopsun kumsallarına tünesin küllerini gün’lerAlsın yürüsün endamı insin yansıyışların selini nefes ahO deli yaz akşamlarını anlatAltında koşturduğumuz gölgelerin mavi bulantısınıYedi kat şulesini renginDamla…

  • tren mi hızlıyoksa bırakıp giden mi?

    “Abla, kusuruma bakma ama neden ağlıyorsun?”“…”“Abla iyi misin?”“….”“Abla”“Pardon anlamadım. Bir şey mi dediniz?”“Ha abla kulaklık mı vardı kulağında. Niye ağlıyorsun diye soruyordum ben de.”“…”“Canını sıkma abla. Bu hayatta hiçbir şey için ağlamaya değmez.”“Önemli bir şey yok. Teşekkür ederim. Size iyi yolculuklar…”“Haaa ablam hele önemli bir şey değilse hiç değmez ağlamaya. Sıkma canını. Ne gerek var,…

  • Aşağıdakiler

    İKİNCİ BÖLÜM Laurentius ile Zoe her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyorlardı. Birbirlerini görmedikleri günler geçmek bilmiyor, siparişlerin teslim günündeyse sürenin kısalığına hayıflanıyorlardı. Laurentius Yeraltı Şehrinin İdarecisinin oğlu olduğunu itiraf etmişti genç kıza. Genç kız saçlarını kır çiçekleriyle süslüyordu ekseri. Sepetinde çoğunlukla delikanlıya pişirdiği sıcak kurabiyeler oluyordu. Birkaç cümle de olsa konuşuyorlardı. Zoe pazara çıktığında…

  • Fırtınadaki Gemi

    kadınlar vardır kiummanlarda en büyük fırtınadırlarkadınlar vardır kiaşkın esrik gemisinibir bakışta batırırlar ben ki fırtınadaki gemiydimsen ki dalgaları minare boyunda fırtınaöyle bir estinöyle bir estin kigömüldüm aşkın ummanına kadınlar vardır kibir bakışta dağları yerinden oynatırbir bakışta kanımıza girerlerela vurgunlarda gözlerinin fermanıbedenimizden kanlı lokmalar gibi giderler alıp başını gittinmezarım oldu ayaklarının izigözlerinin elasıyla biçildi kefenimalıp başını…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir