şiir’im mısra’m

düşünsellikteyim
kalbimin bir köşesinde yerin
sevgiye susayan çiçeğim
saksımda kurumaya yüz tutmuş

güneşe hasret karanlığım
virajlı yollarda
patikalara sığındığım
aydınlıklarda karanlığım

kendimde kendimi bulduğum
kuytularda biriken
içime nur dolan suyum
hayatımın dizelerinde

yağmurun şefkati
beni sana sağanak yapan
kuruyan dudaklarımda
sözcüklerin anlamı

kovalar zaman
koşar ömrüm
ufukta bir şafağa
nida arayan gecelerde

derin okyanus yüreğim
güneş ışıltısını saçar
gideceğim düşlere
akar ömür en mutlu anlara

güfteler ay ve yıldızlardan
açılan her kapımda
senmişsin gibi gelen
yanağımda ki buse de

ellerin ellerim yüzün yüzüm
içimi eriten tebessüm
esaretin duygularım
şiir’im mısra’m.

2. sayıdan

Similar Posts

  • turgut uyar’ın “tomris uyar için bir şiir kurma çalışması” üzerine notlar

    Tomris Uyar, İkinci Yeni şairlerinden dördüne -Ülkü Tamer, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever- esin kaynaklığı yapmıştır. Bu demektir ki her birinin kalplerinde ya da akıllarında ona ait özel bir köşe vardı. Tomris Uyar uçarı ve aykırı bir kadındır. Aynı zamanda zeki ve yetenekli. Belki de onlarca neden sıralayabiliriz böylesine sevilmesine, adına onlarca şiir yazılmasına…

  • İçimdeki İhtilal

    kendime giden o uzun yola düştümdışarıda karmaşa… herkes dünyayı değiştirmek peşinde,kimse dokunmuyor kendi içindeki eğriye. bir su damlasının inadıyla,sabrın ve şefkatin serinliğindeyüreğimin iradesini su ile yontmak istiyorum. sert çekiçler çatlatır taşıama su, incelikle işler derine. insan dediğin bazen en sert kayadan bile katı,esnetmek gerek kalbi usul usul , ince ince… öğrendim zaman tezgahında;devrimin hası, bağırılan…

  • çıtayı daha yükseğe çıkarmak (2)

    6-Kitaptaki her bir hikâye kendi içinde farklı protipler ve dokunuşlar barındırıyor. İkinci hikâyemiz, “Bir Eylül Cemresinin Hazin Sonu”nda hayattan sıyrılmayı, bir an için kendi dünyasında sırladığı hayâlleri, yetenekleri yaşama geçirmek isteyen bir insanın çırpınışlarına şahitlik ediyoruz. Özellikle bu hikâyeyi kurgularken neler düşündünüz?Her insanın yolu en az birkaç kere budanmış ümitlerden, yanlış zamanda düşen cemrelerden mutlaka…

  • aşk-ı lal

    kısılan gözlerinin buğusundanaçık saçık serenatların şavkı damlıyor yar .. çığlıklarından boşalıyor kucağımafesleğen kokan göğüsleri rüzigârlarınınisleniyor uçlarmercanlarında sürmelerine yandığım sabahlar şuramda okşanışlarının beyaz zambak kanadından saçılışlarıköpüklerine sönüşlerinde çiylendiğim seslerin titrekliğiah! Kaçırıp kaçırıp koynuna sevmelere doyamadığım kızların keman ağrısıutangaç gel’lerine takılan martıların baharıgidişlerine döktüğüm ırmakların ardın sıra damlacıklanışlarıköprücüğümde eriyen çırpınışlarının o tatlı acısıo anın ahkendinden geçişlerimden geçtiğin…

  • iyiyim seni beklerken*

    Bugün buluşalım, sözcüklerini de getir‘aşk’ olsun ama ‘karanlık’ olmasın aralarında‘savaş’ olmasın, ‘ölüm’ olmasın.Seninle birlikte ‘yağmur’ da gelsin‘kediyi’ de unutmaduyduğun ‘toprağın sesi’hayat diye mırıldan. Bedeli ödenmiştir, daha da ödenecek‘özgürlük’ senin gülüşün olsunavuçlarında ‘gökyüzü’gelirken işçilere de uğraonlara bırak ikimizin kalbini. İnsan bir sözcük olarak doğarsonra anlamı büyür, zedelenmesinçocuğuna da söylesözcüklerin saçlarını tarasınkitap okurken silsin bazılarınıyeniden yazsın ama…

  • Bozkırda Üç Gül

    Köyler içinde bir köy Tuzla!Ne inci mercan yüklü bir kervanı var,Ne de sırtında bir asker kabutu,Kuru soğuğu dondurur, güneşi kavurup yakar..Köyler içinde bir köy Tuzla!Bir Teslime Ana yaşar burada,Çarığı iyi bilir, gölden tuz çekmesini,Bir de güllü katmer yapmasını tandırda..Yoksul tor tayların bilge anası o,Bozkırın terinden siyim siyim gözyaşı,Neyine yüksek evler, bey konakları neyine!Dağın gür sesidir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir