Aklıma Düşüşün

Aklıma düşüşün hoş etti beni
Elinden bir kahve içmiş gibiyim
Gözlerin gönlüme döşetti anı
Senli bir zamana geçmiş gibiyim

Toplarken maviyi yeşile atıp
Biraz da buluta kızıllık katıp
Yağmuru rüzgârı dalda oynatıp
Senli bir sabahı seçmiş gibiyim

Köprünün altında şarabi sular
Düşümde saçların avucumdalar
Dere sularından ser hoş nidalar
Senli bir akşamı aşmış gibiyim

Gölgen cama vurmuş ayın aksinde
Yıldızlar odana girip baksın da
Kadehten dudağa mey in raksında
Senli bir geceye taşmış gibiyim

  1. sayıdan

Similar Posts

  • bildiğim şeyler

    Bu bakışı biliyorumGülüşün dansa kaldırıyor en huysuz kısraklarıDurmuyor- durulmuyor var bir nehirHa bire akıyor yüreğinden sunak taşlarınaBir yağmurun kefaretini çağırıyor gibidir sesinÖl diyorsun öl- ben yıkarım nasılsa yüreğindeki zahmeti Bu sesi biliyorumSevdan toprağı kaldırıyor bin yıllık ölümlerdenGökyüzünde var bir parçalanma bir serbest düşüşBir hengâme koptu kopacak tekinsiz atlaslardaSev diyorsun sev- ben sağaltırım nasılsa yüreğindeki kara…

  • genç bir şaire mektup – 3 / bir şiir yarışması

    Nazım Hikmet’i ayrı sayarsak, bana göre Türkçe şiirin yükselişe geçmesi, 1930’ardan sonra başlar. Şu üç olay çok önemli. Birincisi Dağlarca ve üç şiir kitabı (Havaya Çizilen Dünya-1935, Çocuk ve Allah-1940, Çakır’ın Destanı-1945 ), ikincisi Garipçiler ( 1941 ), diğeri 1946’da yapılan şiir yarışması. Yarışmada dereceye giren üç şiir, şimdi bile ayaktadır ve de aşılamamıştır. Bu…

  • Yorgunluk

    Yorgunluk hırpalanmış sığıntı çocuknaftalin kokuları uçuşu küflü zamanlarıntalan edilmiş düşlerden eksilmeyensilik ve ezik kaldırım taşları ağırlığı bir gülüş çığlığı ararken mevsimsizyalanların menevişli albenisindeyürüdüğün dikenli dağ patikasıkaybolan tutsak kuşlar tepesi hanay evler büyütüyor suskunluğugünah sesleri dağılırken etrafaherkes ıslanır apansız yağan yağmurdabundandır buğday başaklarının boyunbükmesi güneş inerken sessiz sedasız yorgunluk akortsuz mandolin sesidirazat edilmiş notaların çaresizliğindegöçmen kuşlar…

  • Anlat Bileyim

    suskun ve doğurgan aşk ayetlerinasıl bölündüyse ay dilimi gibiöyle bölündü, öyle döküldü benliğimvurgun yiyen zamanın evecen rahminesöylenecek ne varsa bilinmeyenden yanabir ömür bıraktım yaşamın zarif ellerine ılgın ılgın akan toprağın kısrak suyune rüzgârın hüznüne kanarne de yağmurun damıtık nefesinesustu küle dönen dağın hüzünlü figanıdilin tornasında geçen zaman gibiburam buram cennet kokan bahtımminnet eylemez nemini azat…

  • Kıyıcıl

    Kıyımı diyorum Mümtaz,çekerim çekerim uzamaz Ne dil susar, ne kül…Suları yorgun, kuşları boşboğaz Oysa ne atlar, ne aşkkanatlar,bağlasan durmaz!.. Sazbeniz kılıklı bir yaz yanığıgider gelir peşimi bırakmaz Sisinden sıyrılmış mağrur bir gemisarılıp öpse ya fenerimi!.. Olmaz, olmazzzz!.. Mümtaz da kim mi? Bir fısıltı kadar yakınderime yapışmış dalgın bir haylaz! Yusuf’una kuyusuna bahse girerimBu yalnızlık bana…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir