Oraların Havası

Ben derdim var sanıyordum
Birkaç kuşak dağ lalesi epey orman soykırımı
Biriktirmiş günlüğüne
Damarından devrim yemiş ağaçlara saklanarak
Çağ mağduru yavrusuna ağlıyormuş kara karga
Rivayetler doğar doğmaz
Günah keçiliğinden kaftan
Atılmıştır omuzuna
Geceleri yas sofrası kuruyormuş sultanlara, yargıçlara
Tıklım tıklım zindanlara bekçileri
Fukaradan arar durur köy ağası
Bulutlardan bal sızdıran Afrodit’e saklar azgın çiçekleri

Sınır kapısından dönen bir leyleğin mezarına
Bir balıkçı geliyormuş karısından gizli gizli
Kaldırırsa baş taşını
Bırakacak tüylerini hürriyete
Bir hayvana dikilir mi beyaz kefen
Üşümesin sevdiceği
Yorulmasın gelen giden

Ben derdim var sanıyordum
Kurt sürüden kovulalı arkasından su dökmeyen alfa dişi
Dişlerini sergileyen beta oğlu
Kuyruğunu paçasına perçinleyen generali kim ne yapsın
Unutacak dost elini yar tenini bu zavallı
Sıva nedir duvar nedir öğrenmeden yaşlanacak
Bundan sonra dağ doğurmaz ki bu toprak
Dirilerin oyun yeri kabristanda
Sen çukura hafif geldin
Ben çukura uzun boylu
Takım tamam kurtaramaz yıpranmaktan yolcu yolu
Bir bakalım oralarda hava nasıl …

Lamiya Shirvanzada

Similar Posts

  • Görüntülükte Dizelerim

    Seni köleleştirmek içinİçinden çıkınca o narsistSeni uykuların uykusuna atmak içinBilinçaltı kabuslar canlanıncaBaşarmış olacaklar şeytanın işini Sen sonsuz bir özdensinGizli ışık varlığı birliğe gidensinVe dijital kuyularda bir Yusuf…İçinden çıktıkça sevgiKendini bildikçeYapmış olacaksın Yaradan’ın işini Seni özgürleştirmek içinBu dijital sınavBütünün hayrınaAdalet ve doğrulukHep birlikte yönetmekVe şeytan dedikleriŞizofren narsist gölgeYanızca bir korkulukOku görüntülükte dizelerimiHazzı seçmeden önce Cüneyt Gültakın

  • İçimdeki İhtilal

    kendime giden o uzun yola düştümdışarıda karmaşa… herkes dünyayı değiştirmek peşinde,kimse dokunmuyor kendi içindeki eğriye. bir su damlasının inadıyla,sabrın ve şefkatin serinliğindeyüreğimin iradesini su ile yontmak istiyorum. sert çekiçler çatlatır taşıama su, incelikle işler derine. insan dediğin bazen en sert kayadan bile katı,esnetmek gerek kalbi usul usul , ince ince… öğrendim zaman tezgahında;devrimin hası, bağırılan…

  • İzsiz yara

    İzmir’deKumaşçılar Sokağı’ndaDelimsek serçe seslerini suluyor-zaman Kumruların sakinliği sinmişDilime batan sözcüklereİçimde oturan izsiz yarayaTelvesiz kahveye Ben yalnızlığın tutup elindenBuralara kadar getirdim yaTâ Lazarat’lardan hem deHelal olsun şu hayata. Fahrettin Koyuncu

  • Fırtınadaki Gemi

    kadınlar vardır kiummanlarda en büyük fırtınadırlarkadınlar vardır kiaşkın esrik gemisinibir bakışta batırırlar ben ki fırtınadaki gemiydimsen ki dalgaları minare boyunda fırtınaöyle bir estinöyle bir estin kigömüldüm aşkın ummanına kadınlar vardır kibir bakışta dağları yerinden oynatırbir bakışta kanımıza girerlerela vurgunlarda gözlerinin fermanıbedenimizden kanlı lokmalar gibi giderler alıp başını gittinmezarım oldu ayaklarının izigözlerinin elasıyla biçildi kefenimalıp başını…

  • Aşağıdakiler

    İKİNCİ BÖLÜM Laurentius ile Zoe her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyorlardı. Birbirlerini görmedikleri günler geçmek bilmiyor, siparişlerin teslim günündeyse sürenin kısalığına hayıflanıyorlardı. Laurentius Yeraltı Şehrinin İdarecisinin oğlu olduğunu itiraf etmişti genç kıza. Genç kız saçlarını kır çiçekleriyle süslüyordu ekseri. Sepetinde çoğunlukla delikanlıya pişirdiği sıcak kurabiyeler oluyordu. Birkaç cümle de olsa konuşuyorlardı. Zoe pazara çıktığında…

  • Yas

    ateş, taş, ölüm yağıyordu başımızagök ellerini kapatmış yüzüne ağlıyordukuş sürüleri, sızı yüklü bulutlar, korkulu rüzgârdöne döne çığırıyordu üstümüzdeduvarlar yalımdı, tırabzanlar köz, tavanlar korperdeler tutuşmuş çıralanmıştısadece bedenler değildi tutuşan, sular da tutuşmuştudağlar yıkılmış, seller durmuş, kayalar donmuştuölüm sepyasıyla gelmişseçtiklerini işaretlemiş alıkoymuştu. Temmuz’du, dışarıda çağıldayan bir yaziçerde önce baharlar, sonra güzler, sonra kışlaryani hayat, yani dört mevsimli…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir