Similar Posts

  • Aşağıdakiler

    İKİNCİ BÖLÜM Laurentius ile Zoe her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyorlardı. Birbirlerini görmedikleri günler geçmek bilmiyor, siparişlerin teslim günündeyse sürenin kısalığına hayıflanıyorlardı. Laurentius Yeraltı Şehrinin İdarecisinin oğlu olduğunu itiraf etmişti genç kıza. Genç kız saçlarını kır çiçekleriyle süslüyordu ekseri. Sepetinde çoğunlukla delikanlıya pişirdiği sıcak kurabiyeler oluyordu. Birkaç cümle de olsa konuşuyorlardı. Zoe pazara çıktığında…

  • Bir Umut

    Vardır elbet her kederin bir çaresi,Durmasa da zaman, dönmese de geçen günler geriye…Düşler aleminden acı dünyaya uyanınca insan,Unutma, ayakta tutan umut var, sevgi var.“Merhaba” dedi yalnızlık, beni yeniden karşısında görünce.Söndü sanıldı içimdeki o son umut ışığı.Oysa haykırır insan: Göster kendini yaşam, tüm gücünle!Unutma, direnen umut var, hayaller var.Bazı yürekler vardır, memleket gibi dört bir yana…

  • Bulutların Elleri

    ölüme yakın yapılan işleryalvar yakar hep kendine benzeryuvarlamış hazır kesilecek karpuzutünelin öbür ucu dünyanın boşluğudilim dilim sıralanmış çocuklardenizden ayrılan gölün çevresine hazıra gelen gamsızlaryemeden içmeden başkabir güne geçemediler dahayüzümün yarısı kara kışın çıkmazıdiğer yarısı harita metot defteri bir maşala soğan ekmiş anampürüm pürüm yeşilleniyor havagöklere seslensem yıldız kamer diyetoprağından yukarı bir demet çiçeksu karışımı bütün…

  • MÜNİH’TE BİR BEETHOVEN YEDİ SONRASI

    insan sınır aşırıdırerguvan bir gün batımındamünih’te marienplatz akşamıdonuk bakışlı st petersburg kilisesibir ürpetiden başka neydi erzurum’da çifte minareilk tapu senedi yurdunhiç gitmediğimsert ve mağrur kültiçimi burkan yanılgı baverian state’de bir beethowen yedikuru gürültü müydünarin bacaklı kıvrak kuğular minicik parmaklarıylasüzülürkenbayburt’un anlayamadığıbenim de kültürümdü eziklik nedir gördümziya paşa’nın öykündüğü kâşane buyduo yapılarda duyduğum komplekskahreden bir yenilgiydisöylemi nasıldı…

  • Merhaba, 30

    Mevsimlerin en süzgülü, en kederli fakat belki de en bilge olanına, güzün sarı akşamlarına adım atıyoruz. Yaprakların toprağa ağır ağır düştüğü bu dingin zaman dilimi, yalnızca doğanın kabuğuna çekilişini değil; insanoğlunun kendi iç derinliğine, vicdanına ve evrensel bağlarına yönelmesini de fısıldar.Güz, savurgan ve gürültülü bir yazın ardından gelen varoluşu sorgulama zamanıdır. İşte Cüneyne’nin bu yeni…

  • Oraların Havası

    Ben derdim var sanıyordumBirkaç kuşak dağ lalesi epey orman soykırımıBiriktirmiş günlüğüneDamarından devrim yemiş ağaçlara saklanarakÇağ mağduru yavrusuna ağlıyormuş kara kargaRivayetler doğar doğmazGünah keçiliğinden kaftanAtılmıştır omuzunaGeceleri yas sofrası kuruyormuş sultanlara, yargıçlaraTıklım tıklım zindanlara bekçileriFukaradan arar durur köy ağasıBulutlardan bal sızdıran Afrodit’e saklar azgın çiçekleri Sınır kapısından dönen bir leyleğin mezarınaBir balıkçı geliyormuş karısından gizli gizliKaldırırsa baş…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir