barışa davet

Beni bana bıraktın
Manastır kızı
Ateş çiçeklerini verdin elime
Apollon, Çoban Marsyas’ın
Nağmelerini dinliyor Frigya
Midas yanı başımda
Dipsiz kuyulara sarkık kulakları
Bizi dinliyor sanki
Korkar gibisin
Sırrın nedir sahi…

Çırpınışın boşuna
Hiçbir günahın
Dünden daha az olmayacak
Arenadasın!
Uğultular; kralın zevki
Ölümüdür gladyatörün
Sen ki
Tarihe ulaksın Suçıkan’da
Göktaşı dem’inde bir sevda
Barışırsak Manastır kızı
Kabuklaşmış gün ışığında
Helen de kurtulur
Truva da.

2. sayıdan

Similar Posts

  • vedalar parmak uçlarıyla yıkanıyor

    kuşların tüyünü emen gökdelen ne bilsin unutmayıelinde bulut dolu günler, dalıp geçtiğimelimde tükendi derinliği yaşım kadar bir sabahgölgem zor geçen bir günün cesedi kuşlar çabuk ölür, kediler, köpekler çabukinsanlar yaşıyorsunuz dahaherkes akşamını döksünkıt kanaat bir rüyaya borçlanacağızgece nasıldır sizde? petşoplardan kokan mutlulukveyahut hoşça kal sözcüğünden yapılan bir yüzük *sonbaharın kuşları oyaladığı vakitkentler terliyor, yaprakların öyküsü…

  • Merhaba 3

    Cüneyne Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Çayyolu ile başladığı çizginin on ikincisi ama Cüneyne ismi altındaki dördüncü sayısıyla yeni bir merhaba demenin mutluluğunu yaşıyor. Sekiz artı dördüncü sayımızda artık Çayyolu’nun kapanışı gibi kocaman bir sorunu neredeyse temelli geride bıraktığımızı söylemek pekala mümkün. Bunun en önemli göstergelerinden biri de gelen ürün sayısında yeniden Çayyolu istatistiklerimizi yakalamak,…

  • YANSIMANIN GERÇEĞİ (VEYSEL ÇOLAK) VE ŞİİRDEN YANSIMASI GEREKENLER

    Şair –Yazar Veysel ÇOLAK “Yazmak konuşmaktır”, (S.5) diye başlıyor kitabına. Zaten yazar, önce kendine konuşur sonra bunları yazar. Çünkü yazarın amacı düşüncesini belirgin hatta görünür hale getirmektir, bu da yazan bir okurda, aynı metnin üzerine kendi anlamıyla yeniden yazılmasına yol açar. Yani metin yeniden kurulmuş olur. Buna aynı sayfada çok güzel bir örnek veriyor Veysel…

  • Yasak Elma

    “Kız, gözü kör olası, kalk sobaya odun yedir.”“Sancım var anne, yerimden kalkamıyorum.”Annem terlik fırlatıyor kafama. Ben de günahımı tuta tuta odun atıyorum sobaya. Sonra gidip yatıyorum divana. Gözlerim takılıyor anamın topuklarındaki derin çatlaklara. Cenin şeklinde büzülüp “Anne elma var mı?” diye soruyorum.“Kız para mı var, yarın alırız ancak.” diyor.Canım kaç gündür elma çekiyor. Hararet içimi…

  • efkâr üfürüyor rüzgâr

    Dalgaların dili öfkeli bugünSeni kulaçlıyorum denizin mavisindeİçimdeki boşluğu dövüyor adınSözcüklerin sesi tutulmuşDüşünce masa kuruyor sahilde… İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,Elleri ayrılık kokan.Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısındaKurumuş pınar ıssızlığında şehirSeni adımlıyor yorgun patikalar,Her gün doğumunda… Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgârElleri kelepçeli gülüşleriminMasamda yığınla eskimiş anılarÖyle büyük ki içimdeki uzaklığınSensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var… 3. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir