Dağdere

“Dağdere,su istersen işte dere,ekmek istersen Allah vere,yatak istersen geldiğin yere “

Köye gelen kaymakam,muhtarın evinde sıcacık otururken, şoförü jeepde unutmuşlar ve sabaha kadar orada kalmış. Puslanan araba camına da bu dizeleri yazmış.

Hiç kimse onu çağırmayı akıl etmemiş.

Kırşehir’in Aydınlar kasabasında öğretmenlik yapıyordum ve aynı yerde görev yapmaktan sıkılmıştım. Yaz tatilinde gittiğimiz Karaburun ve çevresindeki köyler çok güzeldi,bu nedenle İzmir’e tayin istedim.

Manisa’nın Akhisar ilçesinin Dağdere köyüne tayinim çıktı. Gidip görme fırsatım olmadı fakat iyi bir yer olacağını düşündüm.
Otobüsten inince köy yolunun uzun ve dik bir yokuş olduğunu gördüm, yokuşu inerken elimdeki poşet yırtıldı,içindeki meyveler yuvarlanarak köye benden önce varmıştı.

Herkes şaşkın ve tuhaf gözler ile bana bakıyordu, yörük giysileri içinde kadınlar, sırtlarındaki ağaçları balya yapmış, iki büklüm yürüyorlardı. İçlerinde erkek yoktu. Yokuşun sonundaki okulun önünde, muhtar (pamukçu) bizi karşıladı. Evine gittik, isli ocakta pişen çay ve yanında tandır ekmeği ile zeytin vardı.

Köyde evler tahtadan yapılmış, çatıları yoktu, üzerleri toprak dam şekilndeydi. Bize buldukları ev de tahtadan yapılmıstı, çatı ile duvar arasında bir açıklık vardı . Elektrik, suyu olmadığı gibi tuvaleti de yoktu. İlk işim tuvalet ve banyo yaptırmak oldu. Bir yıl sonra da köye elektrik gelmesi için başvurularımız sonuçlandı, okul bahçesine de iki tane lojman yaptırdık.

Kızlar okula gelmiyordu, hatta bu güne kadar bayan öğretmenler de şartları gördükten sonra kaçmışlardı. Bu geleneği kırınca tepki görmüştüm. Ev ev dolaşıp kız çocuklarının aileleri ile görüştüm ve okula gelmeleri için ikna ettim. Sabah 7’de okula gidip sobayı yakar,sınıfı eğitim için hazırlardım.

Günler geçtikçe köylüler ve öğrenciler okula alışmaya, benimsemeye başladılar. Hatta ilk kez elektrikli zil sesini duyduklarında, sırayla zil düğmesine basarak hayret ile dinlediler.

Daha önce veliler okula gelmediği için okul müdürüde okula pek uğramaz, genelde Akhisar’da kalırmış. Okula ilk defa geldiklerinde lastik ayakkabılarını çıkararak,yalın ayak okula girmek istediler. Ben de bunun gerekli olmadığını anlatıp ayakkabı ile girebilirsiniz dedim.

23 nisan için çok güzel bir program hazırladım, koro, piyes etkinliklerini yaptım. Çocukları aylarca çalıştırıp rollerini ezberlettim. Kamyon kasasını sahne olarak kullanıp tiyatrolar düzenledik. Çocuklar ve köy halkı mutlu oluyordu.

Yine bir gün ders anlatırken, Mustafa ( Pala) hiç dinlemiyor ve arkadaşlarını rahatsız ediyordu, yanıma çağırıp ceza vereceğimi söyledim. Avcunu açıp vur öğretmenim dedi, ben de hafifçe vurdum canını yakmayacak şekilde. Fakat Mustafa elimden cetveli alarak, “öyle değil böyle garazlı vurulur hocam “ diyerek kendine tüm kuvveti ile vurdu.

Kırşehir’in Aydınlar köyünde tüm imkanlara ( eletrik, su, telefon, televizyon) sahipken Dağdere’ye gelmekten önceleri çok pişman olmuştum. Fakat zaman geçtikçe buradaki çocukların ve halkın eğitime olan ihtiyacını görünce, pişmanlığım geçmiş,aksine mutlu olmaya başlamıştım

4. sayıdan

Similar Posts

  • Gurbetim Sılam Özlemim

    göç eyledim düşlerimin izineömrümün bahar mevsimidirnazlı nazlı büyürbağda çiçek yürekte sevdagurbettir sıladır özlemdirhayalimde yaşanan anlar lale, orkide, ve daha adını getiremediğimrenkleriyle hayat veren bir canaaçelya gibi yaz kış açan mevsimsizruhuma huzur verengönül gözümün güzelidir anemondur kar çiçeğidir çiğdemdirzarafeti düşlerimde hayaldirgezinir aykırılıklarımdayitik düşlerdir çıkmazlarımdauzanıp sarmak isterimhayaldir bom boş kollarım gecelerin süslü feneridiryanar söner başımdaah yüreğimhilalim dolunayım…

  • Gitmeliyim Artık

    “geceyi kim yaktı böyle sustuğum yerde”diyen kardeşimfotoğraftaki yüzümün mevsimlerindekonakla hele bir yolayaza esir düşmüşağlamaklı çizgiler mi göreceksinilkyaz çoğaltımında gülüşler mi gözlerimde sürgün izleri taşıyorumarkadaş seslerini deriyorum gökyüzündenbir çocuk arsızlığıyla paylaşarak yalnızlığımıgitmek istiyorumgünlerin bilinmeyen suretinden yol alıpaykırı aşkların yaşanmadığı yerlere puslu bir akşamdı dün sarhoşu dinledim“böyle değildim eskidenyitirdim erdemimi sonra kadınımıbilmediğim sorular çoğaldı bilmediğim dillerdekendimi kaçtım…

  • genç bir şaire mektup – 3 / bir şiir yarışması

    Nazım Hikmet’i ayrı sayarsak, bana göre Türkçe şiirin yükselişe geçmesi, 1930’ardan sonra başlar. Şu üç olay çok önemli. Birincisi Dağlarca ve üç şiir kitabı (Havaya Çizilen Dünya-1935, Çocuk ve Allah-1940, Çakır’ın Destanı-1945 ), ikincisi Garipçiler ( 1941 ), diğeri 1946’da yapılan şiir yarışması. Yarışmada dereceye giren üç şiir, şimdi bile ayaktadır ve de aşılamamıştır. Bu…

  • Tersine Akıyor Kadran

    Arkasına bakmıyor zamanGözünde kanla uyanıyorGelecek/ anı beklemiyorÖrtüyor delicesine yıldızlarıTersine akıyor kadran Dilimde bilmediğim sessizlikİçime akıyor heveslerIslak ve çıplakSokak kadar yakınŞehrin kadar uzak Sinsi hışırtılarVuruyor yaralarımaAklım yaz yağmurlarındaRuhum ağlamaklı/ kaldırımdaki o kıza Ardıma dökülen gölgeVe sırtında birkaç damla ışık Aşk çölünde ruh yaşar mıAç gözleriniÇalınmış hayata gömme nefesiUçuk kaçık hayatın değilsin esiriTut/ gök kuşağınıZamanın katı toprağına…

  • Kadim Kent Antakya

    tembel öğrenciler gibiokuldan kaçmış halimizlene yapacağımızı bilmedentepedenseyrediyoruzkadim kentAntakya’yıhayırnasıl başlayacağımızı bilemiyoruz sokaklarında dolaşmanınkuş olsak diyoruzgüvercin gibi taklalar mı atsak yoksaağaç olsak tepelerden gölge verenyağmur olsak damla damlakiremitlerle söyleşenya da bir evin avlusunda yediverenuç uç böceği ile göveren öyle işteavare avareeller ceptehava soğukyakamızı birleştiriyoruz dagökyüzü bizden evvelinmiş bu şehreaslında bir kahveiyi gelecekavuçlarımızagözlerimizeyüreğimizeve bu kadim kenteilmek atmış bütün…

  • bu müthiş sanat insanını mutlaka tanımalısınız

    Musa Göçmen Senfoni Orkestrası ve Konser Salonu ile Nous’n Soul’un kurucu ortağı ve şefi.Bu iş için yaratılmış, yüce önderimiz Atatürk’ün sanata ve sanatçıya bakışını, tavrı ve yaptıklarıyla tam olarak yansıtan bir sanatçı ve adeta sanat misyoneri .Senfonik eserler besteleyen, sahneye koyan, kompozitör olarak tematik konserler düzenleyen, yurtdışında ülkemizi ve müziğimizi en iyi şekilde temsil eden,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir