“suyunda reyhan kokusu”

VECİHİ TİMUROĞLU (29 Ekim 1927- 23 Ekim 2014)

  1. MEKTUP
    “Ben gülü dalından alamam/ Dönen dönsün yolundan”
    Bir dönem edebiyatın dolaşım alanında yer alan şairlerin, yazarların birbirlerine, ya da sevdiği kadınlara yazdığı mektuplar gündem oluşturmuştur. Bu mektuplar yaşanılan dönemi yansıtarak, çağın tanıklığını üstlenen edebi dille yazılmış, edebiyata kazandırılmış, belgesel niteliği taşıyan çok önemli yapıtlardır.
    Adnan Binyazar Milliyet Sanat Dergisi’nde, yazarların yazdıkları mektuplar ile görüşlerini şöyle açıklamıştır: “Yazarların yazdıkları mektuplar yazınsal niteliktedir.(…) Kişi ister istemez, düşüncesini yoğaltır mektuplarında. Düşünsel çözümlemelere gitmek ister. Dünya görüşünü, kişisel yaklaşımlarını güvendiği dostlarına yazar. Sevgisini yazı yoluyla daha üreterek duygusal bir etki yaratmaya çalışır. (…) Kısaca biz bu mektupların içeriğinden yazarın, o günlerde hangi konuları tartıştığını, neye eğilim gösterdiğini, hangi sanatsal alana ya da kavrama yönelik fikir yürüttüğünü öğrenebilmekteyiz. Yazarı yakından tanımaktayız. (…) Edebiyatta mektupların çok özel bir yeri var kuşkusuz.” (1)
    Günümüzde iletişimin, haberleşmenin teknolojinin etkisiyle değişime uğraması, mektupların özlentide kalması burukluk veriyor.
    Karşıyaka Belediyesi, Veysel Çolak yönetiminde Şiir Atölyesi’nde yaptığımız çalışmaların birinde; şair, yazın dostu, şiir düşünürü Veysel Çolak hocamız, bir şairin bilinen bir sanatçıya, bilinen birine yazdığı mektup ve şiirin, aşkın incelenmesi önerisini getirmişti. Ben de bu konu üzerine yoğunlaşırken kitaplığımda bulunan Munise Aksöz ve Mesut Özcan’ın hazırladıkları “Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar- Merhaba Cano” (1980-1983) adlı kitap usuma düştü. Kitapta; Timuroğlu’nun sevgilisine yazdığı mektupları, şiirleri okudum. Çalışmamı bu doğrultuda yapmaya karar verdim. İki bölümde hazırlanan bu kitapta, 1980-1983 yılları arasında Vecihi Timuroğlu’nun Aysel Çakır’a yazdığı 18 adet mektupla, Aysel Çakır’ın Vecihi Timuroğlu’na yazdığı 7 adet mektup yer almakta. Vecihi Timuroğlu’nun yazdığı yazınsal mektupların içinde sevgilisi Aysel Çakır’a yazdığı şiirler de yer alıyor.
    Bu yazınsal mektuplar ve şiirler Timuroğlu ve Çakır’ın evlenmeden önce yaşadıkları yasak aşkı içeriyor. İkilinin aşk hikâyesinden kısaca söz etmek isterim: Vecihi Timuroğlu 1978 yılında Ankara’da Atatürk Lise’sine müdür olarak atanır. Aynı lisede Aysel Çakır İngilizce öğretmenidir. O yıllarda Aysel Çakır evlidir. Vecihi Timuroğlu eşinden ayrılmış, bekârdır. Aynı okulda birlikte sürdükleri arkadaşlıkları aşka dönüşmüştür. Bu arada Aysel Çakır’ın tayini Ankara’nın ilçesi olan Keskin’e çıkar. (Şimdilerde Keskin Kırıkkale’nin ilçesidir.) Bu ayrılık aşklarının uzun sürmesine engel olur. Aysel Çakır eşinden boşanamaz. Zaman içinde Vecihi Timuroğlu da başkası ile evlenir. Aradan geçen yılların ardından Ankara’da yolları tekrar kesişir. İkisi de başkalarıyla evlidirler. Ama birbirlerine hâlâ âşıktırlar. Tekrar ilişkileri başlar. Mektuplaşmalarla aşklarını sürdüren ikilinin, ilkönce Vecihi Timuroğlu’nun eşinden ayrılması daha sonra Aysel Çakır’ın eşinden boşanmasıyla, aşkları evlilikle sonuçlanır. Vecihi Timuroğlu’nun ölümüne dek sürer.
    Doğan Hızlan kitabın önsözünde kitapta yer alan mektuplar için yaptığı açıklamada: (…) “Timuroğlu’nun mektupları, bencil bir aşkın tatmini için yazılmış değil. Şairin, “sözümüz cümle heman kıssa-i canan olsa” sözünü tekrarlatıyor okuyana.”
    Bu mektupların hoşuma giden yanı, yazılan kişinin bu yüksek aşka layık biri olması…
    Âşık nasıldır?
    Edebiyattan çok çeşitli örnekler verilebilir ama gerçek aşk, “engebeli bir yolda verilen sınavlar toplamıdır.”( 2)

Kitapta yer alan mektuplardan Vecihi Timuroğlu’nun Aysel Çakır’a yazdığı 4. Mektup’tan özetle:
“El yanındaki dostum, merhaba! Sesin alır gelir her gün doğumu saba! Bir gül vurur cama, koşar bakarım, bir kuş almadan uçar haberim. Haber salsam n’ola? İki gecedir uyuyamıyordum, aradaki dağları deprem ala!”(3) Mektubunda sevgisini, özlemini, ayrılığın verdiği sıkıntıları dile getirirken “Bilim Sanat Dergisi’nde çıkacak bir şiirinden ve çıkartacağı Yazın Dergisi’nden söz eder. Ayrıca Sesimiz Dergisi’nin “Gözümüze İlişenler” köşesinde yazılarını sürdürdüğünü, eleştirmen Mehmet Yaşar Bilen’in yayımlanmış olan “Tut Beni Sevda Çağırır” adlı şiir kitabıyla ilgili olumlu eleştirilerini anlatır.
Vecihi Timuroğlu “Tut Beni Sevda Çağırır” (7) adlı şiir kitabını Aysel Çakır için yazmıştır.
Mektubunu bitirmeden önce, “Suyunda Reyhan Kokusu” adlı şiiriyle sevdiğine; (…) “Senin varlığınla, hep yeni kavuşacağım. Şaşırsın tüm yüce şairler. Onların dizeleri ne güzeldir! Her şairi seviyorum. Ama benim şiirimi doğurtan şiir anasını daha çok seviyorum. Merhaba şiir anam! Önce Meryem’im değil misin? Evet, işte şiirin” : (4)
“Unuttum gurbet türkülerini/ Sevda canda sarhoş gezinir/ Yaşlanmaya başladı uykularım” biriminde şair özne dizelere yansıttığı duygularında; sevgilisi ile ayrı yerlerde oluşlarının efkârıyla gurbet türkülerini hatırlar ama canını daha çok acıtacağı için o türküleri unutmak ister. Sevdasıyla esrik, başı dumanlıdır. Çektiği sevdanın belirsizliği yüzünden uykuları da düzensiz, uykusuz geceleri çoğalmıştır. Şiir sanatı açışından baktığımızda uykuyu, yaşlılıkla bağdaştırarak kişileştirir. Şiir dilinde dizenin çağrışımını güçlendirir.
“Ey yalnızlıklar dostu ay/ Arala bulutu/ Kaç gecedir hüznüm karanlıkta” biriminde de sıkıntısı, sevgilisiyle bir şeylerin ters gitmesinin verdiği huzursuzluk hissedilir. Ay’ı ‘yalnızlıklar dostu’ tanımıyla kişileştiren şair özne; yalnızlığını, kişileştirdiği Ay ile konuşarak paylaşır, ondan yardım ister mecaz anlamda, ”Arala bulutu.” “Hüznüm karanlıkta” bağdaştırmasıyla hüznünün; sevgilisiyle olan ilişkisinin belirsizliğinde devam ettiğini somutlar.
“Sinsi bir yağmur istiyorum/ Suyunda reyhan kokusu/ Kabristanları gezeyim” biriminde şiirin öznesinin sıkıntısı umutsuzlukla çoğalıyor. ‘Sinsi bir yağmur’ bağdaştırması ile soyuttan somuta aktarma yaparak yağmuru kişileştiriyor. ‘Sinsi’ sözcüğünü kendisine yükleyen şair özne, sevgilisinin yanında olamamasına sebep olan kişi veya kişilere hınçlanarak kötülük düşünüyor ama suyunda reyhan kokusuyla paradoks yapan karmaşık bir ruh haline bürünüyor. Reyhan; kokusu hoş, huzursuzluğa, strese, gerginliğe, uykusuzluğa iyi gelen bir bitki. Şiirin öznesi; olumsuz düşüncelerin karmaşasında bir yandan Reyhan kokusuyla rahatlamak istediğini düşünüyor gibi. “Kabristanları gezeyim” bağdaştırması ile aşkına engel olan kişinin ölümünü isteyecek kadar umutsuz, karamsar ruh halini sevgilisine hissettirmeye çalışan tavır içinde.
“Ey aşk anası/ Utangaç güllerin bahçıvanı/ Yazgıya bırakmam yaşamı” biriminde şair özne bu kadar karamsarlıkla çatışmanın sonunda sevgilisine aşkla sesleniyor. Onu “aşk anası” olarak tanımlıyor. Sevgilisinin yasak aşk yüzünden çekimser olduğunu, rahat olamadığını vurgulayarak, “utangaç güllerin bahçıvanı” önad tamlaması bağdaştırmasıyla dizenin çağrışımını varsıllaştırıyor. Sevgilisiyle kavuşamamanın sıkıntısını, umutsuzluğunu üzerinden atarak, aşkı için savaşma kararlılığını umutla vurguluyor. “Yazgıya bırakmam yaşamı”
“Ey ölüler dostu selviler/ Salının/ Mutluluklar dostu güneş doğsun” biriminde tekrar umutla yaşama dönen şair özne bütün olumsuzluğu üzerinden sıyırıyor, söküp atıyor. Selvileri de ölüler dostu olarak kişileştiren, daha önce ‘sinsi yağmur’la ölüm yağdırırken, son dizede ise kabristanın selvilerine yaşam yükleyerek sesleniyor, aşkın verdiği coşkuyla, şiirin onarıcı etkisiyle. Güneşin insan ruhuna iyi geldiğini anımsatarak “mutluluklar dostu güneş doğsun” şiirsel tümceyle umudunu somutluyor.
Vecihi Timuroğlu; “Suyunda Reyhan Kokusu” adlı şiirini sevgilisine ilettikten sonra şiirsel bir dille mektubunu sonlandırıyor:
“Aşk anam, selamına durdum. Ama zorluyorum artık her şeyi. Ölüm bir mızrak boyu da kalsa, sütünden yalnız ben almalıyım reyhan kokusunu. Haberin allı olsun. Sitemin şallı. Gülücüğün açıp gelsin bindallı. Konsun ısırganımın dalına. Bak canım, biber ektim ısırgan oldu. Halk türküsü değil, gerçek. Güneş denli gerçek. Tüm sözcükler senin olsun.” (5)
Aşka selam olsun.

Kaynak:
Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, ”Merhaba Cano”, Yazar: Vecihi Timuroğlu, Hazırlayanlar: Munise Aksöz- Mesut Özcan, Su Yayınevi, Ocak 2018
(1) Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, “Merhaba Cano”, (s.9)
(2) Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, “Merhaba Cano”, (s.7)
(3) Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, “Merhaba Cano”, (s.27)
(4) Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, “Merhaba Cano” , (s.29)
(5) Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, “Merhaba Cano”, (s. 30)
(6) Vecihi Timuroğlu’ndan Sevgiliye Mektuplar, “Merhaba Cano”, “Suyunda Reyhan Kokusu”(s.29)
(7) “Tut Beni Sevda Çağırır” kitabı, Vecihi Timuroğlu’nun, Sesimiz Yayınlarından Mayıs 1980 yılında çıkan şiir kitabıdır.

Similar Posts

  • Görüntülükte Dizelerim

    Seni köleleştirmek içinİçinden çıkınca o narsistSeni uykuların uykusuna atmak içinBilinçaltı kabuslar canlanıncaBaşarmış olacaklar şeytanın işini Sen sonsuz bir özdensinGizli ışık varlığı birliğe gidensinVe dijital kuyularda bir Yusuf…İçinden çıktıkça sevgiKendini bildikçeYapmış olacaksın Yaradan’ın işini Seni özgürleştirmek içinBu dijital sınavBütünün hayrınaAdalet ve doğrulukHep birlikte yönetmekVe şeytan dedikleriŞizofren narsist gölgeYanızca bir korkulukOku görüntülükte dizelerimiHazzı seçmeden önce Cüneyt Gültakın

  • Korku Bulaşıcıdır

    Korku bulaşıcıdır. Öyle bir dönemdeyiz ki neye el atsak korku sarmış evreni.Adaletsizliğin dibini görmekteyiz. Hak, hukuk hak getire…Köylümüz, üreticimiz sinmiş olduğu yere. Güvensizliğin, kandırılmanın dibini görmüş zerre umut taşımıyor artık.Korku bulaşıcıdır gençler ülkeden, siyasetten çok uzak yaşamaya çalışıyor çünkü etliye sütlüye bulaşmak tehlikeli atalarımız salmış içimize korkuyu…Atalarımız, korkunun ecele faydası yoktur derler korkusuzluğu vurgular.Her korkuya,…

  • Birden Büyüyen Çocuk

    Kuşlar gelmeyince ağaçlar da kurudubir daha konuşmadı bunu anlayan çocuk. Esmerdi sokak, boşluktu insanların gözlerihepsi bir yalnızlık, gülüşleri iğretiyalanları sarışın, merhabaları kurnaz. Bunu anlamıştı çekip giden kedisianladı çocukanladı oyuncakların kendisiyle oynadığını. Hep solgundu annesi, düşündü çocukdüşündü yırtılan gökyüzünü. Hiç eksilmezdi babanın ter kokusugürültüler getirirdi evedemir akşamlar, çelik sesleri. Bir gün söylemişti ona fısıldayarak:-Fabrikada işçiler oyuncakmış…

  • bu müthiş sanat insanını mutlaka tanımalısınız

    Musa Göçmen Senfoni Orkestrası ve Konser Salonu ile Nous’n Soul’un kurucu ortağı ve şefi.Bu iş için yaratılmış, yüce önderimiz Atatürk’ün sanata ve sanatçıya bakışını, tavrı ve yaptıklarıyla tam olarak yansıtan bir sanatçı ve adeta sanat misyoneri .Senfonik eserler besteleyen, sahneye koyan, kompozitör olarak tematik konserler düzenleyen, yurtdışında ülkemizi ve müziğimizi en iyi şekilde temsil eden,…

  • aşk-ı lal

    kısılan gözlerinin buğusundanaçık saçık serenatların şavkı damlıyor yar .. çığlıklarından boşalıyor kucağımafesleğen kokan göğüsleri rüzigârlarınınisleniyor uçlarmercanlarında sürmelerine yandığım sabahlar şuramda okşanışlarının beyaz zambak kanadından saçılışlarıköpüklerine sönüşlerinde çiylendiğim seslerin titrekliğiah! Kaçırıp kaçırıp koynuna sevmelere doyamadığım kızların keman ağrısıutangaç gel’lerine takılan martıların baharıgidişlerine döktüğüm ırmakların ardın sıra damlacıklanışlarıköprücüğümde eriyen çırpınışlarının o tatlı acısıo anın ahkendinden geçişlerimden geçtiğin…

  • tren mi hızlıyoksa bırakıp giden mi?

    “Abla, kusuruma bakma ama neden ağlıyorsun?”“…”“Abla iyi misin?”“….”“Abla”“Pardon anlamadım. Bir şey mi dediniz?”“Ha abla kulaklık mı vardı kulağında. Niye ağlıyorsun diye soruyordum ben de.”“…”“Canını sıkma abla. Bu hayatta hiçbir şey için ağlamaya değmez.”“Önemli bir şey yok. Teşekkür ederim. Size iyi yolculuklar…”“Haaa ablam hele önemli bir şey değilse hiç değmez ağlamaya. Sıkma canını. Ne gerek var,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir