efkâr üfürüyor rüzgâr

Dalgaların dili öfkeli bugün
Seni kulaçlıyorum denizin mavisinde
İçimdeki boşluğu dövüyor adın
Sözcüklerin sesi tutulmuş
Düşünce masa kuruyor sahilde…

İçimde büyüyen buruşuk bir dalgınlık,
Elleri ayrılık kokan.
Sararmış sensizlik duruyor aklımın kıyısında
Kurumuş pınar ıssızlığında şehir
Seni adımlıyor yorgun patikalar,
Her gün doğumunda…

Efkâr üfürüyor yüzüme rüzgâr
Elleri kelepçeli gülüşlerimin
Masamda yığınla eskimiş anılar
Öyle büyük ki içimdeki uzaklığın
Sensizliğin denizine bir nehir gibi akışım var…

3. sayıdan

Similar Posts

  • yol günlükleri 17. Ankara Kitap Fuarı

    (18-27 Mart 2022, Congresium, Ankara)‘’Kalbinize iyi gelenlerle yürüyün’’ sözünün güzelliğini yaşatan bir güne açtık gözlerimizi. İzmir’den bahar havasıyla yola çıkmıştık. Ankara’da kar yağışıyla karşılandık. Akdoğan yayınevi sahibi Kamil Akdoğan gelene kadar kar görme sevincimizi dolu dolu yaşadık. İçimizdeki çocukların dans ettiği anlara şahit sabahın ayazında bir kediyle de uzun uzun bakıştık. Kamil Bey’le buluşup eve…

  • Dört Adamın Umudu

    Her insan yüreğindeki umudu büyütür ve umudu kadar yol yürür. Umudun bireyin yaşamına olan etkisi sadece çocukluk yılları ile sınırlı olmayıp tüm gelişim sürecini de şekillendirmektedir. Bu doğrultuda umudu sürdürebilme kapasitesi başarılı bir hayatın da önemli bir parçası olmaktadır. Amaçlar, hedefler, alternatif yollar, hareket ve enerji sağlayıcı tüm unsurlar hayatın her anında umutlu düşünme ve…

  • Düşünemiyorum

    Adı yazmadı hiç tutku üzerineSanıysa bulutlara karışmışDokunsan göl oluyor gözleriSussan biçareTerkisinde azık yitikDolambaçlı sözleriDüşlerinde her şey bitikYaşamak tezgâhta ölüÖmürler hep gedikDüşünemiyorum Esiyor inceden bir yoksullukEserinde tohum ne gezerBazen susar güneşe bakıpGönül yumağını özlem ezerGeliverse bir avuç sevinçSanki göğe çıkar nutkuBeklerken yürek acıyı sezerAğlamakla gülmek arası bir şeyİnanmaz yanmazÇarmıha gerilmiş utkuYürek zaten dayanmazDüşünemiyorum Çalınmış toprağa kederGönlü…

  • Tanrılar Çağırıyor

    Tanrılar çağırıyor Nemrut’un yükseklerinde güneşe sarıldıkları yerdeÇağırıyor tanrılar…Ebabil kuşlarının muhteşemliğinde…Mezopotamya’nın yemyeşil vadilerinin Perçenek’le buluştuğu…Geniş verimli düzlüklerde sesleniyorlar.Tanrılar gözleri çukur şafakların tan yeriyle buluştuğu mavilikte…Çağırıyorlar beni…Sesleniyorlar birer birer …Delercesine kulakları sesleniyorlar zirvenin esintisiyle çağırıyorlar tanrılar ısrarla inançla…Gün doğumu ve batımlarında yankılanıyor inceden isyankar sesleri. Yüreğimde yüreğimi oyarcasına…Gideceğim bir şafak vakti giyinip al fırfırları olan hasret dolu…

  • Ben Hüzün

    dalgınlığımsessizce dağılırken kuru bir gölgededökülüyordu yapraklarsararıyordu ayak izlerim Ankara’da bir sonbahar Ayrancı yokuşundan silinenhüznü bol bir geceniniçinden geçip sarılırkenkayıp zamanların kalbinde nasıl özlüyordu koyu karanlık bakışlarınıhüznü bol bir gecenin

  • genç bir şaire mektup – 3 / bir şiir yarışması

    Nazım Hikmet’i ayrı sayarsak, bana göre Türkçe şiirin yükselişe geçmesi, 1930’ardan sonra başlar. Şu üç olay çok önemli. Birincisi Dağlarca ve üç şiir kitabı (Havaya Çizilen Dünya-1935, Çocuk ve Allah-1940, Çakır’ın Destanı-1945 ), ikincisi Garipçiler ( 1941 ), diğeri 1946’da yapılan şiir yarışması. Yarışmada dereceye giren üç şiir, şimdi bile ayaktadır ve de aşılamamıştır. Bu…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir