Kül ve Rüzgar

Dar günler geçiriyorum bıçağımı bilerken
iğde zamanı, duygularım delik deşik, tedirgin
buruşturup attığım akşamlar oluyor
her sözcüğün arkasına bakıyorum
harflerin arkasına, bulamıyorum
meğer sen suskunluğuna gizleniyorsun.

Saçlarım azaldı iyice, alnım eskidi
yaşlandı sesim
çok özledim haylazlığımı.

Ölü bir dile çalışıyorum, olsun
hiç değilse kendimle konuşurum.

Birlikte sevdiğimiz kediler oldu
bırak bu halk yalanını söylesin
bir ömür yanımdan geçip gitmiş gibisin.

Bilirim, yağmur yağsa sevinirsin
bu yüzden gökyüzünde bulut olsun söylediklerim.

Yaşamaya üşenir mi bir insan
artık üşeniyorum.

Giderken döndüm geriye baktım
hemen dolmuştu bıraktığım boşluk
aşklar bile ölüyor, sonrası kül ve rüzgâr.

Dünya, Ocak 2022

3. sayıdan

Similar Posts

  • Hüzün ve İnsan

    Gecenin kanatlarına taktık hüznümüzüCan kırıklarında uyuyamaz ki insan…Bir eski hayal gelir konar gözlerineBir eski şarkı dökülür dudaklarındanYüreği yaşla ıslatmadan duramaz ki insan… Karanlık duvarlara astık yüzümüzüHiç kırıklarında sessiz kalamaz ki insanBir lâl sevda düşer sözlerineBir damla süzülür yanaklarındanİçini harla yakmadan olamaz ki insan… Solgun cümlelerde aradık özümüzüDüş kırıklarında huzur bulamaz ki insan…Bir kara yalnızlık dolar…

  • Yasak Elma

    “Kız, gözü kör olası, kalk sobaya odun yedir.”“Sancım var anne, yerimden kalkamıyorum.”Annem terlik fırlatıyor kafama. Ben de günahımı tuta tuta odun atıyorum sobaya. Sonra gidip yatıyorum divana. Gözlerim takılıyor anamın topuklarındaki derin çatlaklara. Cenin şeklinde büzülüp “Anne elma var mı?” diye soruyorum.“Kız para mı var, yarın alırız ancak.” diyor.Canım kaç gündür elma çekiyor. Hararet içimi…

  • Sen ve Son

    Sen gittiğinden beriMevsimsiz sabaha uyanmanın boşluğunu taşıyor bulutlarÖyle yitik öyle hüzünBağrıma taş bastığım feryatlarBin ahla yığılıyor yüreğimin mahzenineGözümden akan yaşlarla ayrılığın elemini taşıyorum yanık göğsümdeBenim olmayan bir gülümsemeyle umuda tutunuyorumBir cam kırığı var yüreğimdeYaşamak bir can sıkıntısı oldu bendeÖlüm sessizliği oturmuş şakaklarımaÖyle sessiz öyle amansızDalların hışırtısından duyamamışım gidişiniHeyula sarmış çehremiAmansız bir ürperti kaplıyor bedenimiHıçkırıklara boğulan…

  • İzsiz yara

    İzmir’deKumaşçılar Sokağı’ndaDelimsek serçe seslerini suluyor-zaman Kumruların sakinliği sinmişDilime batan sözcüklereİçimde oturan izsiz yarayaTelvesiz kahveye Ben yalnızlığın tutup elindenBuralara kadar getirdim yaTâ Lazarat’lardan hem deHelal olsun şu hayata. Fahrettin Koyuncu

  • sen gidiyorsun

    sen gidiyorsunayrılığın dinmeyen sancısıyımkirpiklerim damıtıyor vedasız gidişinin acısını sen gidiyorsunben seninle gelmek istiyorumdaha ilk dönemeçte seni kaybediyorumgülendam hayalin karşılıyor beniruhum ayrılıyor bedenimden sen gidiyorsunher gece hummaların döşeğinde tenimbedenim ve ruhumyan yana gelmenin imkânsızlığı sen gidiyorsunben şairlere sığınıyorumşairler ki aşkların son umudu denizlerin yanışıylaateşlerin ıslanışıylasen gidiyorsun ben kaldığım tufanınkıyılarına çarpıyorum sen gidiyorsungöçmen kuşların yola koyulmuşluğuylagöç mevsimi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir