aşk-ı lal

kısılan gözlerinin buğusundan
açık saçık serenatların şavkı damlıyor yar ..

çığlıklarından boşalıyor kucağıma
fesleğen kokan göğüsleri rüzigârlarının
isleniyor uçlar
mercanlarında sürmelerine yandığım sabahlar

şuramda okşanışlarının beyaz zambak kanadından saçılışları
köpüklerine sönüşlerinde çiylendiğim seslerin titrekliği
ah! Kaçırıp kaçırıp koynuna sevmelere doyamadığım kızların keman ağrısı
utangaç gel’lerine takılan martıların baharı
gidişlerine döktüğüm ırmakların ardın sıra damlacıklanışları
köprücüğümde eriyen çırpınışlarının o tatlı acısı
o anın ah
kendinden geçişlerimden geçtiğin anın çağlayışları kızılcıklanıyor

öpüşlerinde terliyor güneşin ağzına kuşlar
kokunda ıslatılmış gardenyaların kapakçığından atıyor tene sancıyışlar
ah çırılçıplak akışların göğsüne dayanıyor
deliniyor zar yansıyışlarımızın birbirine karıştığı gözesi kaynıyor

içinde deniz meyvelerinden şeffaf nefeslenişler
istiridyesinde salgılanan özünü sedef döngülere bırakışlar
kirpiklerinde sayamadığım saflanışlardan arınan inci sayıklayışlar
kavuştukça ayrılışlar
kumsallarıma silkelenişlerinin pırıltısında kavruluşlar

ah sırt üstü yatışlara dökülüşlerinin yüzüme inen sureti
sızlağında kayboluşlarda bulduğumuz can içre can

gizlerinde çalkalanıyor
orkideler ektiğim masmavi aralığı ebemkuşağının
ah diğer yakasında ters yüz oluşların sarhoşluğunu içtiğim sokuluşları
belirginleştikçe saydamlaşıyor
yanlara açılışların esneyen yaprağında kanyonlarıma süzülüşler büzülüyor

diniyor dağlanışlar
kuşağında mor kahkahalı dikencikli kuzular
boşluğuna sağıldığımız aşerişler
ah!Nağmelerinden kızıl kısrak şafaklara sürüldüğümüz kuyulanışlar
zemherinde ayazlarıma doğan ışıyışlar
deltasında halkalanışların o baş kaldıran buhurları
pembe yağmur taneciklerinde sulanan salkımlanışlar
birbirine çözülüşler
masmavi bir doğumun ağartısında
bedeninden dirilen sevişlerin körpe akışları başlıyor yar

sessizliğinde sırılsıklam uslanışlar vuruluyor!

2. sayıdan

Similar Posts

  • Gitmeliyim Artık

    “geceyi kim yaktı böyle sustuğum yerde”diyen kardeşimfotoğraftaki yüzümün mevsimlerindekonakla hele bir yolayaza esir düşmüşağlamaklı çizgiler mi göreceksinilkyaz çoğaltımında gülüşler mi gözlerimde sürgün izleri taşıyorumarkadaş seslerini deriyorum gökyüzündenbir çocuk arsızlığıyla paylaşarak yalnızlığımıgitmek istiyorumgünlerin bilinmeyen suretinden yol alıpaykırı aşkların yaşanmadığı yerlere puslu bir akşamdı dün sarhoşu dinledim“böyle değildim eskidenyitirdim erdemimi sonra kadınımıbilmediğim sorular çoğaldı bilmediğim dillerdekendimi kaçtım…

  • SAAT SIRAT (Kapalı Kapıların Ardındaki Saklı Şiir)

    Saat Sırat: 00:00Vecd ile hicret etti gönlüm. / Her sabah uyanmak ve hayata atılmak gayesini taşıyorum!Batan güneşlere cevaben: / Senden daha masumuz hepimiz… (Carpe Diem!)Suya katık edilen mukadderatın ve onunla konuşan güneşin izdihamına çare arıyorum.Benimle sonsuzluğa gelir misin babam? / “Mutsuzum” diyenler kulak kesilsin.Hayata başlarken uslu bir çocuktum. / İliklerime kadar çamura batmıştım.Çamur benim için…

  • On Altı

    Profesör gözlerini açtı. Işık gözünü alıyordu. Koluna bağlı olan serumu ve başında bekleyen beyaz gömlekli iki hemşireyi zor seçebildi. Şimdilik tek hatırlayabildiği en son dumanlı bir odada bulunduğuydu. Doktorlar olanları anlattı, üzerindeki şoktan kurtulmaya çalışıyordu. Anlattıklarına göre bir deney üzerinde çalışırken patlama sonucu iki gün boyunca komada kalmıştı. Sanırım birkaç gün daha hastanede kalmalıydı O…

  • Görüntülükte Dizelerim

    Seni köleleştirmek içinİçinden çıkınca o narsistSeni uykuların uykusuna atmak içinBilinçaltı kabuslar canlanıncaBaşarmış olacaklar şeytanın işini Sen sonsuz bir özdensinGizli ışık varlığı birliğe gidensinVe dijital kuyularda bir Yusuf…İçinden çıktıkça sevgiKendini bildikçeYapmış olacaksın Yaradan’ın işini Seni özgürleştirmek içinBu dijital sınavBütünün hayrınaAdalet ve doğrulukHep birlikte yönetmekVe şeytan dedikleriŞizofren narsist gölgeYanızca bir korkulukOku görüntülükte dizelerimiHazzı seçmeden önce Cüneyt Gültakın

  • Kadim Kent Antakya

    tembel öğrenciler gibiokuldan kaçmış halimizlene yapacağımızı bilmedentepedenseyrediyoruzkadim kentAntakya’yıhayırnasıl başlayacağımızı bilemiyoruz sokaklarında dolaşmanınkuş olsak diyoruzgüvercin gibi taklalar mı atsak yoksaağaç olsak tepelerden gölge verenyağmur olsak damla damlakiremitlerle söyleşenya da bir evin avlusunda yediverenuç uç böceği ile göveren öyle işteavare avareeller ceptehava soğukyakamızı birleştiriyoruz dagökyüzü bizden evvelinmiş bu şehreaslında bir kahveiyi gelecekavuçlarımızagözlerimizeyüreğimizeve bu kadim kenteilmek atmış bütün…

  • sevgilim sürçersem

    Kemal Özer’in “Sevgilim Sürçersem” Şiirinde, Toplumcu Gerçekçi Sevdadan Sevgiliye ‘Umut Menevişleri’ SEVGİLİM SÜRÇERSEMSevgilim sürçersem bir güntökezlersem yargıla beni,öldürülen oğulların acısıylasokaklarda omuz omuza yürüdüğünanalar adına yargıla,boğulanlara maden ocaklarındagötüremediğin hava adına,ağızlarına değdiremediğinsu adına süt adınayaralılarla öksüzlerin Bir gün gelir de haniçıkarırım gülüşümün gerisindendiye üzerine titrediğino yıldızlı o pırıl pırılgözyaşı damlası var yaişte onun adına sevgilim Kemal Özer…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir