Veysel Çolak

  • Kül ve Rüzgar

    Dar günler geçiriyorum bıçağımı bilerkeniğde zamanı, duygularım delik deşik, tedirginburuşturup attığım akşamlar oluyorher sözcüğün arkasına bakıyorumharflerin arkasına, bulamıyorummeğer sen suskunluğuna gizleniyorsun. Saçlarım azaldı iyice, alnım eskidiyaşlandı sesimçok özledim haylazlığımı. Ölü bir dile çalışıyorum, olsunhiç değilse kendimle konuşurum. Birlikte sevdiğimiz kediler oldubırak bu halk yalanını söylesinbir ömür yanımdan geçip gitmiş gibisin. Bilirim, yağmur yağsa sevinirsinbu yüzden…

  • iyiyim seni beklerken*

    Bugün buluşalım, sözcüklerini de getir‘aşk’ olsun ama ‘karanlık’ olmasın aralarında‘savaş’ olmasın, ‘ölüm’ olmasın.Seninle birlikte ‘yağmur’ da gelsin‘kediyi’ de unutmaduyduğun ‘toprağın sesi’hayat diye mırıldan. Bedeli ödenmiştir, daha da ödenecek‘özgürlük’ senin gülüşün olsunavuçlarında ‘gökyüzü’gelirken işçilere de uğraonlara bırak ikimizin kalbini. İnsan bir sözcük olarak doğarsonra anlamı büyür, zedelenmesinçocuğuna da söylesözcüklerin saçlarını tarasınkitap okurken silsin bazılarınıyeniden yazsın ama…

  • Birden Büyüyen Çocuk

    Kuşlar gelmeyince ağaçlar da kurudubir daha konuşmadı bunu anlayan çocuk. Esmerdi sokak, boşluktu insanların gözlerihepsi bir yalnızlık, gülüşleri iğretiyalanları sarışın, merhabaları kurnaz. Bunu anlamıştı çekip giden kedisianladı çocukanladı oyuncakların kendisiyle oynadığını. Hep solgundu annesi, düşündü çocukdüşündü yırtılan gökyüzünü. Hiç eksilmezdi babanın ter kokusugürültüler getirirdi evedemir akşamlar, çelik sesleri. Bir gün söylemişti ona fısıldayarak:-Fabrikada işçiler oyuncakmış…