Aksak Ayrılık Türküleri

Ay düşer yoluma, izini
sürerim
Serpiştirdiğim kırıntılar kurur
Kalabalıklara gizlenir yalnızlığım
Dilimde varoluş arzusu,
Deli divane gün
Doğrulurum

Radyonun kulağında kırık bir ses
Varlığımı
unutan bi-vefa
Yollarına gül döksem
Asi rüzgârlar getirse yapraklarını,
Günah dallarıma
Kavrulurum

Kafam karışık
Kısır zamanlar saman alevi
Düş küskünü kanatsız kuşlar
Kimsesiz çer çöp günah yuvalar
Savrulurum

Kahve kokusuna sığınır dilim
Ah! O kiraz dudaklı çocukluğum
Ah! O örüklerime sığınan sevgi kokusu
İliklerinde can düğmeler
Sokulurum

Karşımda çıkmaz sokak
Gölgelerde aksak ayrılık
türküleri
Sarsılan kurgular
Tütsü kokusuna hasret demir kürek
Küflenmiş ekmek kokusu
Sokaklarında derin burgaçlar
kaybolurum

Kanıksanmış yaralar kanamaz mı
Kim bilir
Duvarlar üstüme üstüme gelir
Sesin çarpar tenime
Yüzüne yüzüne tüterim
Ruhumu silkelesen bir kurşun adın
Vurulurum…

3. sayıdan

Similar Posts

  • Çayır Ayı Rüzgarları

    yaldızlı tülü savurur rüzgârtutunmuş mevsimin kollarınaah çayırlaryeşil çimen, sarı çiçek ya bu dağlarbilmez de ihanetini insanınher bahareteklerine zil takıp oynar pul pul salınan yapraklarıngözlerime sığdıramam yeşilinitutunmuşum geçmişin dalına dakurtulamamah bayırlarkara lastik, sarı böcek çayır ayında esen rüzgârnedir istediğin bendenelimdekülden başka ne var

  • Aşağıdakiler

    İKİNCİ BÖLÜM Laurentius ile Zoe her geçen gün birbirlerine daha çok ısınıyorlardı. Birbirlerini görmedikleri günler geçmek bilmiyor, siparişlerin teslim günündeyse sürenin kısalığına hayıflanıyorlardı. Laurentius Yeraltı Şehrinin İdarecisinin oğlu olduğunu itiraf etmişti genç kıza. Genç kız saçlarını kır çiçekleriyle süslüyordu ekseri. Sepetinde çoğunlukla delikanlıya pişirdiği sıcak kurabiyeler oluyordu. Birkaç cümle de olsa konuşuyorlardı. Zoe pazara çıktığında…

  • Ben Hüzün

    dalgınlığımsessizce dağılırken kuru bir gölgededökülüyordu yapraklarsararıyordu ayak izlerim Ankara’da bir sonbahar Ayrancı yokuşundan silinenhüznü bol bir geceniniçinden geçip sarılırkenkayıp zamanların kalbinde nasıl özlüyordu koyu karanlık bakışlarınıhüznü bol bir gecenin

  • Güneşli Bir Düş

    üflesem sesimden sesine sözcüklerbir rüzgâr olsa, konsa çiçek ağzınanehir olsa sonra, senden dökülse üflesem ya ömrümden ömrüne bir sıhhatkırılıversem sonra, göverdiğin gün yeryüzündetoz olsam kül olsam savrulsam… ey benim yazık olmuş yanımayanağıma konmayana ey!uykusu kaçarmış kanadından düşünce bir tüygüvercin midir o dönen çalgınabir güvercin kalp midir üşüyen artıkkırılıp döküldükten hemen sonra sarsam seni teninde can…

  • Sanatın Ahengi

    Bir şair özeni duyarım sevgindeHer kelime yerinde, özgün, ahenkliAşk ve yalnızlık arası tat alıp demindeÖyle bir şiir sıcaklığı aramızdaki Bir ressam sabrı bulurum sevgindeHer figür özenli darbeler bile yerindeHer renk birbirini nasıl tamamlıyor böyleSevgin kıymetli bir tablo, altın değerinde Heykeltıraş titizliği aşkı gösterişinKalıplar ve alçılar iş bitince yerle birYersiz fazlalığı atmak ister senin işinKıymeti kaybolmaz…

  • Kül ve Rüzgar

    Dar günler geçiriyorum bıçağımı bilerkeniğde zamanı, duygularım delik deşik, tedirginburuşturup attığım akşamlar oluyorher sözcüğün arkasına bakıyorumharflerin arkasına, bulamıyorummeğer sen suskunluğuna gizleniyorsun. Saçlarım azaldı iyice, alnım eskidiyaşlandı sesimçok özledim haylazlığımı. Ölü bir dile çalışıyorum, olsunhiç değilse kendimle konuşurum. Birlikte sevdiğimiz kediler oldubırak bu halk yalanını söylesinbir ömür yanımdan geçip gitmiş gibisin. Bilirim, yağmur yağsa sevinirsinbu yüzden…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir